logo

Sitemize hoşgeldiniz.
Tarih: 05-23-2012
Saat: 22:53

İslamiyetim

İslami Güzellikler Diyarı
Site Map Contacts anasayfa

Üye Panelİ

Son Masaj
1 saat, 35 dakika
 ago
  • fatih hoca : herkese iyi geceler iyi kandilller herkese....
  • fetih 1453 : iyi geceler nasılsınız.şimdi den iyi kandiller...
  • talib : 4 hafta kaldi güzel istanbula ziyarete
  • fatih hoca : iyi aksamlar herkese
  • almanyali-????? : herkeze hayirli günler !!!
  • fetih 1453 : iyi geceler istanbuldan.
  • Misafir1448 : iyi geceler
  • talib : selamlar hocam hocalarimiza selamlar5 inseallah bereketli gecer
  • Master : Allah Kolaylık versin...
  • Misafir2021 : Ins bereketli gecer
  • fatih hoca : yarin hocalar seminerimiz var ......
  • fatih hoca : Kermes kosturmacasi var arkadaslar dua bekleriz .......
  • Misafir2021 : Iyiyiz elhamd.
  • fatih hoca : iyi aksamlar efendim bizler iyiyiz sizlerde iyisinuz ins.
  • Misafir2021 : HayIrli aksamlar herkese
  • almanyali-????? : Her insan Yagmur Tanesi gibidir, ya camura yagar, yada GÜL yapragina.....
  • fatih hoca : herkese hayirli hafta sonlari gunleriniz mubsrek olsun....
  • fatih hoca : bizimde bugun cumadan sonra kucuk pir program yaptikbdaha bitmedi
  • Misafir2021 : Guzeldi iyi baya
  • fatih hoca : dun programiniz nasildi efendim
  • fatih hoca : iyi bende tsk ederim...
  • Misafir2021 : Iyi siz?
  • fatih hoca : nasilsiniz misafir kardes..
  • Misafir2021 : Herkesin cumasi mübarek olsun
  • fatih hoca : herkese hayirli cumalar cumaniz mubarek olsun.
  • Misafir2021 : Sizler nasilsiniz
  • Misafir2021 : Güzeldi Baya
  • fatih hoca : iyi aksamlar guzel nickli kisi misafir nickli nasilsiniz festival nasildi
  • güzel k8 h e : iyi geceler proğram nasıldı kardeş
  • Misafir2021 : Hayirli aksamlar herkese
  • güzel k8 h e : herkese iyi günler istanbuldan elif hanım programınız hayırlı olsun ne ise o anlamadım ama... herkesede hoş günler dilerim istanbul dan....
  • fatih hoca : www.avrupaburda. com
  • Misafir2021 : Sizin sitenize giremiyorum
  • Misafir2021 : Ins bereketli olur
  • fatih hoca : festivalinuz bereketli gecer ins efendim.
  • fatih hoca : yeni sitelerimizede bekleriz efendim.avrupabu rda.com birde avrupareklam ajansi
  • fatih hoca : ne festivali efendimmmm
  • Misafir2021 : Bugun ahlende festival var buyrun gelin
  • rumeysa.deutschlan : hallo master wie geht es ihnen dort !!
  • rumeysa.deutschlan : guten morgen an alle !!! in deutschland
  • fatih h. : master iyi gunler efendim nasilsin
  • Master : S.Aleykum Hayırlı Günler Herkese
  • fatih h. : iyi aksamlar misafirler ve hollandali ve talib kardes herkese iyi aksamlar .
  • Misafir448 : herkese iyi aksamlar iyi okumalar.guzel ilahiler var
  • Misafir1095 : selam
  • Misafir448 : hollandadan slm lar .....
  • Misafir448 : hayirli günler nasulsiniz millettt
  • Misafir2021 : Hayirli günler heekese
  • talib : ikinci vatan almanyadan selamlar
  • Misafir448 : misafir 3999 ne yazdiniz anlasilmadi efendim.
+ -

Radyo İslam

Facebook’ta İslamiyetim

Namaz Vakti

Elif – Ba Öğreniyorum

Kur'an-ı Kerim Öğrenelim

Elif-Ba Oku Öğren

Elif-Ba İndir

E-Kitap Download

Download Kütüphane

Kitap İndir

Esmaül Hüsna

Manşetler

ZİYARETÇİ SAYACI

REKLAM ALANI

Web Tasarım

www.websabit.com

KATEGORİLER

Hz. Muhammed S.A.V.

KUR’ANI KERİM

Kur'anı Kerim

Hem Okuyun Hem Dinleyin

İSLAMİ ÇOCUK OYUNLARI

You are here: Home » Şeytan ve Cin » UNUTKANLIK ÜZERİNE

UNUTKANLIK ÜZERİNE

Murat Kazancı

Hani Rabbin meleklere demişti ki: “Ben çamurdan bir beşer yaratacağım. Ona suret verip yarattığım ruhtan üflediğimde, hepiniz onun önünde secdeye kapanın.” Meleklerin hepsi birden ona secde etti. Ancak iblis müstesna. O büyüklük tasladı ve kafirlerden oldu. Allah buyurdu ki: “Ey iblis! Kudretimle yarattığım şeye seni secde etmekten alıkoyan nedir? Kibir mi taslıyorsun; yoksa gerçekten yücelerden misin?” İblis “Ben ondan daha hayırlıyım.” dedi. “Beni ateşten, onu ise çamurdan yarattın.” Allah buyurdu ki: “Öyleyse çık Cennetten. Artık sen kovulmuş biri sin. Kıyamet gününe kadar lânetim senin üzerinedir.”

İblis “Ey Rabbim, onların diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver” dedi. Allah buyurdu ki: “Sen mühlet verilenlerdensin. Bu mühlet, İlâhi ilmimizde vakti belli olan bir güne kadardır.” İblis dedi ki: “Senin izzetine yemin olsun ben onların hepsini azdıracağım. Ancak onlardan ihlasa erdirdiğin kulların müstesna.” Allah buyurdu ki: “Bu doğrudur ve Ben hakikati söylüyorum: muhakkak ki cehennemi sen ve sana uyanların hepsiyle dolduracağım.”

— Sa’d süresi 38:71-85.

VE İBLİS huzurdan ayrıldı. Artık şeytanın hikayesi başlamıştı…

Şeytan durdu ve bir süre düşündü. İşe nereden başlanabilirdi? Neler, nasıl yapılmalıydı? İnsanlara ‘haydi Cehenneme birlikte gidelim!’ demekle bu iş olmazdı. Cehennemi, Cennet gibi göstermek gerekirdi. İnsanoğluna düşman olduğu halde dost görünerek onları kandırmak şimdi elzem olmuştu. Soldan yaklaşamadığı birisine sağdan da yaklaşabilmeliydi. Strateji, ince ve hileli olmalıydı. Bu, pek de kolay görünmüyordu. Bir kibir uğruna üstlendiği vazifenin ağırlığı çöktü omuzlarına. Vazifesini zorlaştıran bir dizi faktörle karşı karşıya olduğunu şimdi daha iyi anlıyordu. Her şeyden önce insan, İslam fıtratında yaratılıyordu. Ve içinde yaşadığı kainat ta buna şahitlik ediyordu. Semavi kitaplar ve peygamberler de buna apaçık deliller teşkil edeceklerdi. Ve azdıramayacağı ihlasa erdirilmiş insanların her birisi onun yolunda aşılması imkânsız birer dağ gibi duracaktı. Velhasıl işi çok zordu. Ve kendi kibirlenmesini hatırladı. Allahın bir emrine kasten karşı gelerek sonra tevbe etmemekte direnmenin cezası her halde ebedî cehennem olacaktı. Acaba bütün bunlara değer miydi? Dönüp özür dilemek, bütün bu lânetli işleri binlerce sene sürdürerek sonunda ebediyyen ateşte yanmaktan daha kolay olmasındı? ‘Ama hayır’ dedi, ‘bunu kesinlikle yapamam.’ Ben muhakkak ki üstün bir mahlûkum ve bunun anlaşılmadığını düşünüyorum. Hem bunun artık dönüşü olmadığını ve tövbemin de kabul edilmeyeceğini zannediyorum. Artık vakit geçirmeden işe koyulmalıyım!

Ve bunun üzerinden bin yıllar geçti, zaman gele gele asr-ı saadet oldu. Şeytan, bu geçen zaman süresince yeryüzünün diğer toplulukları gibi Arabistan toplumu üzerinde de, o ilk baştaki iddiasında oldukça etkili olmuştu. Son Kitabın ve Peygamberin (s.a.v.) gönderildiği ortamda cahiliyet ve gericilik diz boyu yaşana gelmekteydi. Bu insanlığın en bedevi kavmini kendi kız çocuklarını diri diri toprağa gömmeye kadar götüren azgınlık şekillerinden birisi de açık saçıklıktı. Hatta öyle ki, Kabedeki putlar bile müşriklerce açık saçık biçimlerde ziyaret ediliyordu. İşte bu zamanda ve ortamda gönderilen Resul (s.a.v.) ve nazil olunan Kur’an, inananlara tesettürü emrediyor, nazarları helâl olmayana sarf etmeyi yasaklıyordu. Ve bu dairede hareket etmeye çabalayan mü’minlerin kuvve-i hafızalarındaki netlik hemen dikkati çekiyordu. Hz.Peygamberin (s.a.v.) kendisine Cebrail (a.s.) vasıtası ile vahyedilen ayetler, bunları ilk kez ve bir kez duyan insanların hafızalarına yanlışsız kaydediliyordu. Keza Resulullahın (s.a.v.) sözleri ve halleri de bu keskin nazarlarda eksiksiz iz düşümünü derhal buluyordu. Bu insanların kuvve-i hafızaları bir çocuk kadar saflaşmaktaydı. Onlar için bir şeyi bir kere görmek veya duymak, hiç unutmamacasına öğrenmek için yeterliydi. Ve böylesi berrak nazarlarda ve keskin hafızalarda kazınan bu sözlü kültür birikiyor, birikiyordu.

Yine günlerden bir gün hadis konusunda uzman on âlim toplanarak, hafızasında bir milyondan fazla hadisin senetleri ile var olduğu söylenen İmam-ı Buhari’yi denemek için, herbiri senetlerini karıştırarak kendisine on adet hadisin doğruluğunu sorarlar. Hepsini baştan sona dinleyen İmam, söz konusu yüz hadisi soru sırası ve doğru senetleri ile sıralar. Bu muazzam kültür birikimi ve öğrenileni unutmama hâli, mü’minlerin hakikat noktasında bildiklerinin bütünü ile düşünüp, bu bütünlük içinde yaşamalarına imkân tanıyordu. Çoğunluğunu eğitimsiz hatta ümmî insanların oluşturduğu bu toplumun birike gelen İslamî kültürü, onun fertlerinin günlük hayatlarında bir bilinç motifi olarak her zaman yansımaktaydı. Mü’minler, aciz ve fâni oldukları, bu dünyada bir imtihan yaşadıkları, Allah ve ahiretin var olduğu gerçeğini hiç unutmadan yaşıyorlar, toplumsal ilişkilerini de bu gerçeklikle düzenliyorlardı. Ve ehl-i İslam, kendilerini insanlığın zirvelerine çıkaran bu halin bereketli meyvelerinden çok ama çok memnunlardı.

Fakat bu durumdan hiç de memnun olmayan birisi vardı. İblis. O bu hali kıskanıyor ve içi içini kemiriyordu. İlk insanın yaratılışındaki isyanına uygun olarak, düşmanı olan insanın yaratıcısı ve ahiret ile bağını koparması, unutmadıklarını unutturması gerekiyordu. Yoksa bu iddiasını kanıtlamak ve kendisi ile aynı yolun yolcularını bulmak çok zor olacaktı. Pek te aptal olmayan şeytanın, tesettür ve harama sarf-ı nazar etmemek emrine ittiba ile, göz kamaştırıcı parlaklıktaki kuvve-i hafızalar arasındaki paralel ilişkiyi fark etmemesi imkansızdı. Bu çerçevede neler yapabilirim diye kara kara düşünmeye başladı…

Şeytanın mahiyeti ve düşünce sistematiği bütün detayları ile kendisine bildirilen Hz.Peygamber (s.a.v.) daha o zamandan, mucizevî bir tarzda, zaman içinde gitgide şiddetlenecek ve ahir zamanda doruğa tırmanacak olan bir umumi hastalığa karşı mü’minleri açıkça uyarıyordu; “Ahir zamanda hafızların göğsünden Kur’an nez’ediliyor, çıkıyor, unutuluyor”. Evet, bu şeytanî tasarının adı ‘unutkanlık hastalığı’ olacaktı ve iblis planlarını bu eksende hazırlıyordu.

‘Benimle beraber cehennemlik olacakları belirlemek için ehl-i İslam ve İmana Allahı ve ahireti unutturmak gerekir’ diye kurgulamaya devam etti iblis. “Bu ‘unutturma’ işini gerçekleştirebilmek için şu ‘unutmayan’ parlak kuvve-i hafızaları bozmaya çalışmalıyım. Bu da ancak harama nazar ile mümkün olabilir. Bunun için de tesettür emrine ilişmek şarttır.” Şimdi şeytanın ehl-i İslam üzerindeki yeni planının ana hatları belli olmaya başlamıştı. Ve bunun devamında ikinci bir safha başlayacaktı. Bunları uygulama safhası.

Şeytanın fikrince, tesettür emrini kırmak için açık saçıklığı daha da teşvik etmek gerekirdi. Bunun için nefsinin heva ve heveslerine tabi olmuş kişilerden gönüllü yardım alınabilirdi… Derken o zamanın üzerinden bin dört yüz şu kadar sene geçerek vakit asrımıza geldiğinde artık medeni değerler, kültür, moda, medya, tiyatro, dans vs. ile açık saçıklık umumileşti ve sokağa düştü. Belki de medya ile evlere kadar girdi. Ve bu tuzağın farkında olmayan ehl-i İslamda harama nazar arttıkça nefsin hevesleri heyecana gelip, vücudunda su-i istimaller ile israfa girmesi ve haftada birkaç kez gusül abdesti alması kaçınılmaz hale gelir. Bu durumda, günümüzde tıbben de ispat edildiği gibi, kuvve-i hafızasına zaaf gelir, ve unutkanlık başlar.

Adamın birisi doktora gider.

Doktor ‘Şikayetiniz nedir?’ der.

Hasta ‘Unutkanlık hastalığı doktor bey.’

Doktor ‘Bunun belirtileri nasıl?’

Hasta ‘Neyin belirtileri?’

Doktor ‘Unutkanlık hastalığı dediniz ya!’

Hasta ‘Ne unutkanlığı?’

•••

Harikulade parlak kuvve-i hafızaların nereden nereye geldiğini anlatan bu misâl aynı zamanda ehl-i İslamın yıpranmışlığının boyutlarını da ortaya koymakta. Günümüzde herkesin az ya da çok şikayet ettiği bu hastalık, açık saçıklıkla paralel şiddetini de arttırarak devam etmekte. Zamanımız insanını, başladığı bir işi, hatta bir cümleyi bile tamamlayamayacak hale getirebilen bu unutkanlık illeti, ciddiye alınmazsa, çok kere ehl-i İslamda bu hayatın gerçeklerini unutarak yaşama temayülleri ortaya çıkartmakta. Allah ve Resulü ise, ehl-i imana ve ehl-i hakikate yakışmayan bu halden kaçınmamızı istemekte. Ve ilgili hadisten çıkardığı dersle İmam-ı Şafii’ (r.a.) bu hükmü açıkça belirtmiş; “Harama nazar, unutkanlık verir”. Bu derdin dermanı ise, mümkün oldukça harama sarf-ı nazar etmemektir. Zafer Dergisi

Oppss! Hiç yorum yapılmamış!
İlk yorumu neden sen yapmıyorsun?

YORUM YAP

İsim:
Email:
Site:
Yorum: