EZAN – KAAMET – MÜEZZİNLİK
Â
Â
1- Soru: Köyümüzde hususi olarak vazifelendirilmiÅŸ bir müezzin yok. Kim olursa bu vazifeyi yapmaktadır. Ön sırada veya arka sırada yapılıp yapılmayacağı üzerinde münakaÅŸa oluyor. Müezzinin mutlaka geride oturması ÅŸart mıdır?Â
Cevap: Böyle bir ÅŸart yoktur. Yalnız cuma günü iç ezanının “Minber” önünde okunması sünnet bulunmaktadır.
2 – Soru: Ezanı, caminin içinde okumak mekruh mudur?
Cevap: Etrafa duyurulması bakımından ezanın caminin dışında ve yüksekçe bir yerde okunması bir sünnettir. BeÅŸ vakit namazların cemaatle edasını halka duyurmak bakımından caminin dışında okunması münasiptir. Münferiden eda veya kaza namazı kılacak kimseler, ezanı, baÅŸkasına duyurmak için deÄŸil, sadece kendi namazının sünnetini yerine getirmek maksadı ile okuyacağından cami içinde okunmasında bir mahzur göremiyoruz. Halka ilan kasdi ile okunan ezan, cuma namazının dışındaki namazlar için cami içinde okunmaz. (Nimetü’l-İslam, s.54)
3 – Soru: Ezan-ı Muhammediye’yi bir teypten hoparlöre vermek, bu suretle halkı namaza çağırmak caiz midir?
Cevap: Böyle bir davranış asla ve hiçbir suretle caiz olamaz. Ezan, farz namazlar için sünnettir. Tek başına namaz kılacak olan bu vazifeyi bizzat kendisi eda eder. Cemaatle kılınacak namazlarda ise, onlar adına bu işi içlerinden bir münasibi veya vazifeli olan müezzin ifa eder. Bu takdirde diğerlerinin ezan okumasına ihtiyaç kalmaz. Her iki halde, namaz kılmakla mükellef olan Müslüman bir erkeğin bizzat ezan okuması icap eder. Teypteki şeyler bir sesin yansımasından ibarettir. Onunla ezan okunmuş sayılmaz.
4 – Soru: Ezanda iki cümle arası bir sekte ile fasl edilir deniliyor ve şöyle izah ediliyor: “Bundan ilk tekbirler müstesnadır ki, onun sektesi iki tekbirden sonra olur, yani dört ikiye ayrılır.” Bu hususu açıklar mısınız?
Cevap: Sekte, sesi keserek biraz durmak demektir. Yani “EÅŸhedü en la ilahe illallah” denilince biraz durulacak, sonra aynı lafız bir defa daha söylenecek. “EÅŸhedü enne Muhammeden Resulullah” denilince gene biraz durup sonra aynı cümle bir defa daha tekrarlanacak. “Hayye alessalah” denilip biraz durulacak. Bundan sonraki her cümlede bu duraklama gösterilecektir. İlk tekbirlerin bundan müstesna tutulması, bir tekbir alıp duraklama gösterilmeyecek de iki defa “Allahü ekber, Allahü ekber” denilip ondan sonra sekte (duraklama) yapılacak. Manalarına dikkat edilirse, cezimle sekte arasında bir uyuÅŸmazlık yoktur. Cezim, kelimenin sonuna hareke vermemek; sekte ise cümlenin sonunda sesi kesip biraz duraklamaktır.
5 – Soru: Ezan okuyan kimse, “Hayye alessalah” derken yüzünü saÄŸ, “Hayye alel felah” dediÄŸi sırada yüzünü sola dönüyor. Bunun hikmeti nedir?
Cevap: Ezanda duyurmak ve ilan kasdi vardır. Ezanın lafızlarından da davet mahalli olan bu cümlelerde yüz saÄŸ ve sola döndürülmektedir. (Nime-tü’1-İslam, l. kısım, 5. 55)
6 – Soru: Ezanı camide mikrofonla okuyup minareye vermek caiz midir?
Cevap: Ezanın yüksek bir yerde okunması, ezanla ilgili bir sünnettir. Bu itibarla mikrofon ile okunsa bile yine minareye çıkılarak okunmalıdır.
7 – Soru: Ezanda ‘Cezm’ yapılmayıp geçilmek istendiÄŸinde üstün ile mi, yoksa ötre ile mi geçilmesi lazımdır?
Cevap: Esasen ezanın meczum olarak okunması gerekir. Bilfarz, vasl edilecek olsa, meftuh (üstün) olarak vasi edilir. (Nimetü’l-İslam, Kitabü’s-Sa-lat, s. 52)
8 – Soru: İstimâu’l-melahi ma’sıyetün ilh. Hadis-i Åžerifi izah eder misiniz? “Lezzet alan küfürdedir” diye biten bu hadise göre lezzetin tezahür ÅŸekli hangi halde baliÄŸ olan küfürdür?
Cevap: Sünen-i zevaid kısmına girmektedir.
9 -Soru: Cami içinde ezan okunur mu?
Cevap: Cuma gününde hutbe ezanından baÅŸka, cami içinde ezan okunmaz. (Nimetü’l-İslam, l. kısım, s. 54)
10 – Soru: Ezanın sahih olmasında aranan ÅŸartlar kaçtır ve nelerdir?
Cevap: Ezanın sahih olmasının şartı yedidir:
1- Okuyanın Müslüman olması. Gayrimüslimin okuyacağı ezan sahih olmaz.
2- Temyiz (ezan okuyacak kimsenin iyiyi kötüden ayırt edecek durumda) olması.
3- Ezanın kelimeleri arasındaki tertibe riayet edilmesi. Yani bunlardan herhangi birini öne alıp diğerini arkaya bırakmak sahih değildir.
4- Ezanın kelimeleri arasında tevali. Bu kelimeler arasında uzun bir müddet sükut etmek veya konuşmak, ezanın sıhhatine zarar verir ve baştan okumak gerekir.
5- Vaktin girmiş olması.
6- Cemaat için okunan ezanın açık okunması. Kişinin kendi nefsi için okuyacağı ezanda açıktan okunması şart değildir.
11 – Soru: Kaamet getiren müezzin “Hayye alessalah” mı diyecek, yoksa bunların sonuna “ti”ÅŸeklinde bir ibare getirip “Hayye alessalati” mi diyecek?
Cevap: Kelimenin sonunu “cezm” ederek, “Hayle alessalah” demelidir. Çünkü ezan ve ikaamet cezm ile okunacaktır. (Nimetü’l-İslam, l. ks. s. 52)
12 – Soru: Ezan-ı Muhammedi okunurken selam vermek caiz midir?
Cevap: Ezan okunurken selam vermek doÄŸru deÄŸildir. Åžayet selam veren olursa ezanın bitmesine kadar beklemeli, daha sonra “Ve aleykümü’s-selam ve rahmetullah” demelidir.
13 – Soru: Cemaat içinde müezzin bulunmazsa, imam olan kiÅŸinin hem imamlık hem de müezzinlik yapmasının caiz olup olmasını beyan ediniz.
Cevap: Müezzin bulunmadığı zaman, imamın kamet getirmesi ve diÄŸer müezzinlik vazifelerini yapması caiz ve hatta efdaldir. İmam-ı Azam böyle yapardı. (Nimetü’l-îslam, s. 46)
14 -Soru: Ezan-ı Muhammedi’de “EÅŸhedü enne seyyidena Muhammeden Resulullah” demekte bir mahzur var mıdır?
Cevap: Böyle bir ilave doğru olmaz. Zira ezanın elfazı, tevkifidir. Gelişi güzel ne ilave, ne de çıkarma yapılamaz. Bizim dikkat edeceğimiz husus, mana yönünden yakışan elfazı eklemeye kalkışmak değil, dinimizin esaslarına aynen riayet edip, eksiklik yapmadığımız gibi bir fazlalık da katmamaktır.
15 – Soru: Kadınlar gizli bir ÅŸekilde ikamet getirseler ne lazım gelir? Ne için ikamet getirmezler?
Cevap: Ezan da ikamet de farz namazların eda ve kazasında sadece erkekler için sünnettir, kadınların gizli olarak ikamet getirmeleri sünnete aykırı (bid’at) olur. (Nimetü’l-İslam, Kitabü’s-Salat s. 59)
16 – Soru: Nimet-i İslam adlı kitapta ezan ve ikamet hususundaki Hadis-i Åžerifte (Cezm) kelimelerinin anlamının ne demek olduÄŸunu beyan eder misiniz?
Cevap: “Cezm” demek, cümlelerin sonuna hareke getirmeyip, yani “Allahü Ekberu” ÅŸeklinde okumayıp “Ekber” tarzında bitirmek demektir. (Nimetü’l-îslam, s. 52)
Allahü Ekber, Allahü Ekber
Eşhedü en lâilahe illallah
Eşhedü enne Muhammeden Resulullah
Hayya alessalah
Hayya alel felah
okunuşları gibi.
17 – Soru: Cemaatle farz namaz kılınan bir camide baÅŸka bir kimsenin farz kılması halinde tekrar kaamet getirmesi gerekir mi?
Cevap: Gerekmez. Çünkü, bir camide kılınacak bir vakit namaz için bir ezan ve bir de kaamet meÅŸru kılınmıştır. Bunlar da eda edildiÄŸine göre, kılınacak diÄŸer namazlar için ezan ve kaamet gerekmez. (Nimetü’l-İslam, l. kısım, s. 61)
18 – Behce Fetvalarından: “Kadınlara ezan ve ikaamet lazım deÄŸildir” (H. Ec. 1/8)
Açıklama: Farz namazların edası ve kazası için ezan ve ikaamet erkekler için sünnettir. Kadınlar bu hükmün dışında tutulmuşlardır.
19 – Abdürrahim Fetvalarından: “Müezzinin, tekbirlerde “Lahn ve teÄŸanni” etmesi caiz olmaz” (H.Ec. 1/14)Â
Açıklama: Lahn, irabta hata etmek ve değiştirmek manalarına gelmekte; teğanni ise, şarkı söylercesine nağmeler yapmak anlamını ifade etmektedir. Bir müezzinin, ezan okuduğu sırada bu gibi lüzumsuz şeylere heveslenmesi caiz değildir.
20 – Behce Fetvalarından: “İmama uyan bir müezzin, cemaate ilan için, yüksek sesle tekbir alsa namaza zarar vermez” (H.Ec. 1/10)
Açıklama: Müezzinin yaptığı bu iÅŸe “tebliÄŸ” denilmektedir. Cemaat çok olduÄŸu sırada yapılabiir. Bu hizmeti görecek kimse, aldığı tekbirleri, sadece ilan maksadıyla almamalı; iftitah tekbiri veya intikal tekbiri olarak almalıdır. Bu tebliÄŸi yapacak kimse tekbir ve selamları aynen ve açıktan söyler. Sadece rükudan kalkar iken “Rabbena leke’l-hamd” der.
Mehmed Emre










