Cuma Namazı
Cuma namazı, cuma günü öğle vakti cemaatle kılınması farz olan bir namazdır.
Beş vakit namazın şartlarından başka cuma namazının iki şartı daha vardır:
1. Vücûbunun, yâni müslüman üzerine farz olmasının şartları,
2. Sıhhatinin, yâni cuma namazının sahih olmasının şartları.
Cuma Namazının Vücûbunun Şartı Yedidir:
1. Erkek olmak, (Kadın ve hünsâ olmamak.)
2. Hür olmak, (Esir veya hapis olmamak.)
3. Mukim olmak, (Seferî olmamak.)
4. Sıhhatli olmak, ( Namaza gidemeyecek kadar hasta olmamak.)
5. Gözleri sağlam olmak, (Âmâ olmamak.)
6. Ayakları sağlam olmak, (Kötürüm olmamak.)
7. Namaza gitmeye mâni ve gitmemeyi mübah kılan bir özrü bulunmamak. (Düşman korkusu, şiddetli yağmur, çamur gibi şeyler cumaya mâni hallerdir.)
Cuma Namazının Sıhhatinin Şartı Altıdır:
1. Cuma namazı kılınacak yer, şehir olmak, (izin ve berât verilen köylerde de kılınabilir),
2. Emir veya vekilinin kıldırması,
3. Öğle namazı vaktinde kılınması,
4. Cemaatin huzurunda hutbe okumak,
5. İmamdan başka üç kişi bulunmak,
6. Cuma kılınan yer herkese açık olmak.
———————————
————————————
——————————-
Cuma Namazına Niyet
Evvelâ kılınan dört rek’ata “cuma’nın ilk sünnetine” diye niyet edilir. Sonra imamla kılınan iki rek’at, cuma namazının farzıdır. Bundan sonra kılınan dört rek’at, cumanın son sünnetidir.
Daha sonra kılınan dört rek’at ise “zuhr-i ahîr” dir. Buna şöyle niyet edilir: “Niyet ettim edâsı üzerime farz olup da henüz üzerimden sâkıt olmayan en son öğle namazının farzına.”
Bu şekilde niyet edilirse, eğer o günün cuma namazı, şartlarında bir noksanlıktan dolayı kabul olunmamışsa, öğle namazı kılınmış olur; kabul olunmuşsa, en son kazaya kalmış öğle namazına sayılır.
Zuhr-i ahîrden sonra kılınan iki rek’ata “vaktin sünnetine” diye niyet edilir.
Cumanın farzından sonra bu on rek’at kılınmadığı takdirde, şartlarında bir noksanlıktan dolayı cuma namazı kabul olunmamışsa, öğle namazı, üzerine borç olarak kalır. Bu sebeple cumanın farzından sonra kılınan bu on rek’ati kat’iyyen terk etmemelidir.
————————-
—————————–
————————–
Bayram Namazı
Kendilerine cuma namazi farz olan kimselere bayram namazlari vâciptir.
Iki bayram namazi vardir: Biri, Ramazan Bayrami namazi, digeri de Kurban Bayrami namazidir.
Bayram namazlarinin vakti, günesin dogmasindan takriben 45 dakika sonra baslayip kaba kusluga kadardir. Bayram namazlari ikiser rek’attir ve cemaatle kilinir. Aynen sabah namazinin farzi gibi olup, fazla olarak her rek’atte üçer tekbir vardir.
Üçü, birinci rek’atte Sübhâneke’den sonra Fâtiha’dan evvel; üçü de ikinci rek’atte kirâatten (zammi sûreden) sonradir. Bu alti tekbir vâciptir. Her iki rek’atin rükû tekbirleri de vâcip olan tekbirlere yakin oldugundan vâciptir. Iftitah tekbiri her namazda oldugu gibi bayram namazlarinda da farzdir. Diger tekbirler sünnettir.
Bayram namazlarinda hutbe, namazdan sonra okunur. Ramazan bayraminda sadaka-i fitirdan, kurban bayraminda da kurbandan bahsedilir.
Kurban bayraminin arefe günü sabah namazindan, dördüncü günün ikindi namazina kadar 23 vakit namazda, farzdan sonra tesrik tekbiri okumak vâciptir.
Tesrik tekbiri söyledir:
اَللهُ اَكْبَرُ اَللهُ اَكْبَرُ لاَ اِلهَ اِلاَّ اللهُ واللهُ اَكْبَرُ اَللهُ اَكْبَرُ وَِللهِ الْحَمْدُ
“Allâhü Ekber Allâhü Ekber. Lâ ilâhe Illallâhü vallâhü Ekber. Allâhü Ekber ve lillâhil hamd.”
Bu tekbiri her mükellef kadin ve erkegin, -Namazi ister cemâatle ister tek basina kilsin, ister müsâfir, ister mukim olsun- farzin hemen akabinde okumalari vâciptir.
————————
—————————–
—————————
Kaza Namazları
Erkek ve kadın her akıllı müslüman bâliğ olduktan sonra, diğer dinî vazifelerle beraber beş vakit namazı hiç geçirmeden edâ etmek mecburiyetindedir. Kat’iyyen geçirmemeye gayret etmelidir. Kur’ân-ı Kerîm’de Cenâb-ı Hakk ellibeş yerde her müslümana namazla emretmektedir. Ayrıca otuzüç yerde namaz zekâtla beraber emrolunmaktadır.
Hülâsa, Kur’ân-ı Kerîm’de, namaz emri yüzden fazla âyetle sâbittir. Namaz hakkında emrin bu kadar çok tekrar edilmesi, namazın fazilet ve sevabının büyüklüğüne işârettir. Terk edenler için de, cezasının çok ağır olacağına delâlet eder.
Peygamber Efendimiz bir hadîs-i şerîflerinde “Kıyâmet gününde kulun en evvel sorguya çekileceği şey, namazdır” buyurmuşlardır. Bu hadisi şerifte, Namaz hesabını tam verenlerin diğerlerinde kolaylık göreceğine, veremeyenlerin, zorda kalacağına işâret vardır.
Bir insan, bir vakit namazın yerine milyonlarca lira sadaka verse veya birinin iki rek’at namazı yerine bir başkası yüz rek’at namaz kılsa, namaz borçlusu şahıs bunlarla mes’ûliyetinden hiç bir sûrette kurtulamaz.
Namaz kime farz olmuşsa ancak onun tarafından kılınmak sûretiyle edâ edilir. Binâenaleyh bir kimsenin gaflet veya tembellik yüzünden vaktinde kılamadığı namazı varsa hiç zaman geçirmeden kazâ etmeli, bu namazı kazâya bıraktığı için de ayrıca tevbe ve istiğfar etmelidir.
Namaz borcu olan kimse borçlarını hesaplar. En sonundan başlayarak kazâ edip bitirir. En evvelinden başlamak câiz ise de, en kâmil yaşta kazâya kalanların cezasının daha ağır olacağından önce onları affettirmek düşüncesiyle sonundan başlayarak, kazâ etmek evlâdır. Kazâ ederken yalnız farzlar ve vitir kılınır. Sünnetler kazâ edilmez.
Kazâ namazı, kerâhet vakitleri hâricinde, her zaman kılınabilir.
Kazâ borcu olan; 5 vakit namazın sünnetleri, teheccüd, evvâbin, duhâ, tesbih namazları ve mübârek gecelerde kılınan hâcet namazlarını ve sâir nâfileleri kılabilir. Bunları kılmasında hiç bir mahzur yoktur. (İbni Âbidiyn C. 1 S. 688.)
Hasan Arikan










