CENNET VE CEHENNEM
Â
Ahiret hayatinda mükâfat görecek olanlarin toplanip yaşadigi yere cennet, ceza görecek olanlarin cezalarini çektikleri yere de cehennem denir.
Cennet, Allah’ın sayısız nimetleriyle doludur. Bu manayı ifade eden değişik sıfatları vardır:
1. Cennet’ün – naîm: Nîmetler bahçesi,
2. Cennet’ül – huld: Dâimî bahçe,
3. Cennet-i adn: Dâimî kalınacak bahçe,
4. Cennet’ül – me’vâ: Barınılacak bahçe,
5. Firdevs: Bahçe,
6. Ravza: Çayır, çimeni bol olan yer,
7. Dâr’ul – huld: Dâimî kalınacak yer,
8. Dâr’ul – mukâme: İkâmet olunacak yer,
9. Dâr’us – selâm: Emniyet ve selâmet yeri.
Kur’an-ı Kerimde ve Hadîs-i şeriflerde cennet çeşitli yönleriyle anlatılıyor.
Cehennem: Cehennemde cismanî ve ruhânî iki çeşit ceza vardır. Kur’an-ı Kerimde cismanî cezalar şu şekilde beyan olunmaktadır:
1- Kur’an-ı Kerimde cehennem ateÅŸinden ve bu ateÅŸin yakıcılığından çeÅŸitli defalar bahsedilmiÅŸtir. O derece ki, “Nar=ateÅŸ” sanki cehennemin ikinci ismidir. Buna yakın ÅŸu ifadelerle de Kur’an’da geçmektedir: “Sair = parlayan ateÅŸ” “Azab’ül-harik = yakıcı azap”.
2- Cehennemde gölge olmayacaktır. Hatta şöyle emir verilecektir: “Haydi, yalan saydığınıza doÄŸru yürüyün. Üç kola ayrılmış gölgeye gidin ki onda gölgelik olmaz. Sizi alevlerden korumaz.” (Mürselât: 29-31).
3- Cehennemde serinlik olmayacaktır. “Orada serinlik ve içecek ÅŸey tatmayacaklar.” (Nebe’: 24).
4- Cehennemde rahatlık getirecek olan ölüm de toktur. Cismin ferah bulacağı hayat da yoktur. “Oraya (cehenneme) giren ne ölür ne de yaÅŸar”.
5- Cehennemde içilecek yalnız kaynar su, cerahat ve irin vardır. “AteÅŸte daima kalacak olanlar, bağırsaklarını parça parça eden kaynar su içenler gibidir”. (Muhammet: 15)
6- Yiyecek, acı meyveler “Zakkum” vardır. “… Yoksa öyle bir zakkum aÄŸacına konmak mı hayırlı? Biz bu aÄŸacı zalimler için nimet kıldık. O aÄŸaç cehennemin dibinde biter. Meyvesi yılanların başı gibidir. Onlar o aÄŸaçtan yiyip karınlarını doyuracaklar, sonra üzerine kaynar sular içecekler, sonra dönüp gidecekleri yer cehennem olacaktır”. (Saffât: 62 – 67.)
7- Yiyecek olarak vücuda hiç faydası olmayan ” Kuru dikenler” vardır.”Onların bütün yiyecekleri dikenden baÅŸka bir ÅŸey deÄŸildir. (Bu gıda) onları ne (doyurur), semirtir, ne de açlıktan kurtarır.” (Gâşiıe:6-7.)
8- AteÅŸten elbiseler vardır.”Kâfirler için ateÅŸten elbiseler biçilmiÅŸtir” (Hacc: 19.)
9- Demirden oturacak yer ve yatak vardır.”Onlar için demirden gürzler de vardır”.
10- Boynunda halka ve zincirler vardır.”Biz kâfirler için zincirler, lâleler (halkalar) alevli ateÅŸler hazırladık”. (Dehr: 4.) Bu saydığımız cismanî cezalardan baÅŸka öyle ruhânî cezalar olacaktır ki, bakanların gözleri dikilip kalacaktır. Birkaç ayetten örnek görelim: “O, Allah’ın öyle bir ateÅŸidir ki acısı yürekleri sarar.” (Hümeze:6-7) “Onlar, uÄŸradıkları gam ve kederden (duydukları acı ızdırapdan) dolayı içinden çıkmak istedikçe yine oraya iade olunurlar (Ve kendilerine) : Yanmanın azabını tadın! denilir.” (Hacc:22)
———————————
———————————-
————————
A’RAF
Â
A’raf, tümsek, tepe anlamına gelir. Terim olarak “A’raf ” kelimesinin hangi anlama geldiÄŸi hususunda İslâm âlimleri farklı açıklamalar yapmışlardır:
1- Bir kısım âlimlere göre “A’raf” cennetle cehennem arasında bulunan sur (=Yüksek duvar)dan bir perdenin yüksek tepeleridir.
2- Bazılarına göre ise “A’raf”, mizanda iyilik ve kötülükleri, yani sevaplarıyla günahları denk geldiÄŸi için cennet veya cehenneme girmeyenlerin kaldıkları yerin adıdır. Bunlar, Allah’ın izniyle, haklarında yapılan bir ÅŸefaatle daha sonra cennete gireceklerdir.
3- DiÄŸer bazı âlimler ise “A’raf”ın, fetret devirlerinde ölenlerle, müşriklerin çocukları ve delilerin kalacakları yer olduÄŸunu söylemiÅŸlerdir.
Kur’an-ı Kerimde “A’raf” sûresindeki “A’raf”la ilgili ayet ÅŸu mealdedir: “İki taraf (Cennetlikler ve cehennemlikler) arasında bir perde vardır. A’raf (burçlar) üzerinde de bir takım insanlar vardır ki, her iki tarafı da (yani cennetlik ve cehennemlik olanları) simalarından tanırlar. Cennetliklere “Size selâm olsun” derler. Bunlar, henüz girmeyen fakat cenneti uman kimselerdir. Gözleri cehennemlikler yönüne çevrilince de: “Rabbimiz, bizi zalimlerle beraber bulundurma” derler.” (A’raf / 46-47)
—————————–
————————————
—————————————-
HAVZ-I KEVSER
Â
Ahiret günü Allah Tealâ, Peygamberlerine birtakım havuzlar bahşedecektir. Her Peygamber, ümmetinin cenneti hak etmiş olanlarına o havzın hoş kokulu ve lezzetli suyundan içireceklerdir.
Havz-ı Kevser adı, Peygamber Efendimize verilen havzın ismidir. “(Habibim) doÄŸrusu biz sana kevseri verdik.” (Kevser/1) ayeti buna iÅŸaret eder.
Peygamber Efendimizin havzı, diÄŸer Peygamberlerinkinden daha büyüktür. İçenleri de daha çok olacaktır. Bu havzın suyu, sütten daha beyaz ve miskten daha hoÅŸ kokuludur. O dehÅŸetli günde müminler bu sudan içip hararetlerini teskin edecekler ve bir daha susuzluk duymayacaklardır. Peygamber Efendimiz bu konuda şöyle buyururlar: “Benim havzımın kenarları tam bir aylık yaya yolu geniÅŸliÄŸindedir. Onun suyu sütten beyaz, kokusu miskten daha hoÅŸtur. Bardakları da gökyüzünün yıldızları gibi çoktur. Ondan içen kimse hiç susamaz.”










