logo

Sitemize hoşgeldiniz.
Tarih: 05-20-2012
Saat: 12:15

İslamiyetim

İslami Güzellikler Diyarı
Site Map Contacts anasayfa

Üye Panelİ

Son Masaj
16 saat, 44 dakika
 ago
  • Misafir2021 : Iyiyiz elhamd.
  • fatih hoca : iyi aksamlar efendim bizler iyiyiz sizlerde iyisinuz ins.
  • Misafir2021 : HayIrli aksamlar herkese
  • almanyali-????? : Her insan Yagmur Tanesi gibidir, ya camura yagar, yada GÜL yapragina.....
  • fatih hoca : herkese hayirli hafta sonlari gunleriniz mubsrek olsun....
  • fatih hoca : bizimde bugun cumadan sonra kucuk pir program yaptikbdaha bitmedi
  • Misafir2021 : Guzeldi iyi baya
  • fatih hoca : dun programiniz nasildi efendim
  • fatih hoca : iyi bende tsk ederim...
  • Misafir2021 : Iyi siz?
  • fatih hoca : nasilsiniz misafir kardes..
  • Misafir2021 : Herkesin cumasi mübarek olsun
  • fatih hoca : herkese hayirli cumalar cumaniz mubarek olsun.
  • Misafir2021 : Sizler nasilsiniz
  • Misafir2021 : Güzeldi Baya
  • fatih hoca : iyi aksamlar guzel nickli kisi misafir nickli nasilsiniz festival nasildi
  • güzel k8 h e : iyi geceler proÄŸram nasıldı kardeÅŸ
  • Misafir2021 : Hayirli aksamlar herkese
  • güzel k8 h e : herkese iyi günler istanbuldan elif hanım programınız hayırlı olsun ne ise o anlamadım ama... herkesede hoÅŸ günler dilerim istanbul dan....
  • fatih hoca : www.avrupaburda. com
  • Misafir2021 : Sizin sitenize giremiyorum
  • Misafir2021 : Ins bereketli olur
  • fatih hoca : festivalinuz bereketli gecer ins efendim.
  • fatih hoca : yeni sitelerimizede bekleriz efendim.avrupabu rda.com birde avrupareklam ajansi
  • fatih hoca : ne festivali efendimmmm
  • Misafir2021 : Bugun ahlende festival var buyrun gelin
  • rumeysa.deutschlan : hallo master wie geht es ihnen dort !!
  • rumeysa.deutschlan : guten morgen an alle !!! in deutschland
  • fatih h. : master iyi gunler efendim nasilsin
  • Master : S.Aleykum Hayırlı Günler Herkese
  • fatih h. : iyi aksamlar misafirler ve hollandali ve talib kardes herkese iyi aksamlar .
  • Misafir448 : herkese iyi aksamlar iyi okumalar.guzel ilahiler var
  • Misafir1095 : selam
  • Misafir448 : hollandadan slm lar .....
  • Misafir448 : hayirli günler nasulsiniz millettt
  • Misafir2021 : Hayirli günler heekese
  • talib : ikinci vatan almanyadan selamlar
  • Misafir448 : misafir 3999 ne yazdiniz anlasilmadi efendim.
  • Misafir3999 : adet geçirdikten ne kadar sonra iliÅŸkiye girilmel
  • Fatih Hoca : Almanyadan herkese slmlar herkesin günü mübarek olsun tüm icden dua edenlerin duasi kabul olsun .....AMIN: dua beklerim arkadaslar.....
  • güzel k8 h e. : istanbuldan tüm annelerin Anneler günü kutlu ve mutlu olsun yüzlerinden gülücük eksik olmasın.AMİN.... .......
  • güzel k8 h e. : iyi geceler nasılsın.
  • Misafir2021 : Hayirli geceler herkese
  • istanbullu : karbeyaz.hayat ne berbat yaaaa
  • güzel k8 h e. : iyi geceler...
  • Sabit : S.Aleykum Hayırlı Geceler...
  • Misafir4024 : hayırlı sabahlar...İlahi ler çok güzel
  • websabit : herkese iyi günler...
  • güzel k8 h e. : hayırlı geceler herkese.
  • h.savuran : sayin fatih hocam sitenizi cok begendim hep boyle devamini bekleriz h.geceler.
+ -

Radyo İslam

Facebook’ta İslamiyetim

Namaz Vakti

Elif – Ba Öğreniyorum

Kur'an-ı Kerim Öğrenelim

Elif-Ba Oku Öğren

Elif-Ba İndir

E-Kitap Download

Download Kütüphane

Kitap İndir

Esmaül Hüsna

ManÅŸetler

ZİYARETÇİ SAYACI

REKLAM ALANI

Web Tasarım

www.websabit.com

KATEGORİLER

Hz. Muhammed S.A.V.

KUR’ANI KERİM

Kur'anı Kerim

Hem Okuyun Hem Dinleyin

İSLAMİ ÇOCUK OYUNLARI

You are here: Home » Dost Kazanma ve insanlari Etkileme Sanati » Bal Yemek İsteyen Arı Kovanına Zarar Vermez

1. Bal Yemek İsteyen Arı Kovanına Zarar Vermez

 

7 Mayıs 1931′de New York, eÅŸi görülmemiÅŸ bir olayla karşılaÅŸtı. Haftalarca süren araÅŸtırmalardan sonra, hayatı boyunca tütün ve içki kullanmamış olan Crowley ismindeki haydut sevgilisinin evinde abluka altına alınmıştı.

150 polis ve dedektif haydudu ele geçirmeye çalışıyordu. Çatı katında bulunan dairenin tavanında delikler açılmış ve haydudun teslim olması için deliklerden içeriye göz yaÅŸartıcı bombalar atılmış, etraftaki binalara makinalı tüfekler yerleÅŸtirilmiÅŸti. Haydut Crowley polise ateÅŸ ediyor ve on bin kiÅŸi bu olayı merakla izliyordu. Çünkü Newyork’ta böyle olayı görmek çok zordu.

Crowley öldürüldükten sonra, Polis komiseri Molrooney, onun Newyork tarihinde eşi görülmemiş çok tehlikeli bir haydut olduğunu söylemiş ve onun bir hiç için adam öldürmekten çekinmeyeceğini ifade etmişti.

Ama Crowley böyle düşünmüyordu. Crowley çatışma esnasında bir mektup yazmış ve yaralarından kanlar fışkırırken ÅŸu sözleri karalamıştı: “Sinemde yorgun, fakat merhametli, kimseye karşı kötülük düşünmeyen bir kalp taşıyorum.”

Aynı kiÅŸi, çok kısa bir süre önce Long İsland yolu üzerinde seyyar bir lokanta iÅŸletiyordu. Bir gün polis memuru ruhsat göstermesini istemiÅŸ, Crowley bir tek kelime bile cevap vermeden tabancasını çekerek kurÅŸunlarını polis memurunun üzerine yaÄŸdırmış ve polisi öldürmüştü. Polis yerde can çekiÅŸirken mermisi biten Crowley polis memurunun tabancasıyla polisin kafasına bir kurÅŸun daha sıkmıştı. “Sinemde yorgun ve hiç kimseye karşı kötülük düşünmeyen bir kalp taşıyorum” diyen cani iÅŸte böyle birisiydi. Çünkü Crowley olanlardan, kendini suçlu bulmuyordu.

Acaba bütün katiller böyle mi düşünüyor? Böyle düşünüyorsanız bir de şunu dinleyin:

“Ömrümün en güzel senelerini halkın eÄŸlenerek iyi vakit geçirmesi için çalıştım. Gördüğüm karşılık, hakaret ve nefret oldu.”

Bu sözleri Amerika’nın bir numaralı halk düşmanı Al Capon söylüyor ve kendini suçlu görmüyor.

Sing Sing hapishanesinin yöneticisi Lawes ile bu konuyu görüşürken Lawes şöyle diyordu: “Sing Sing’deki katiller içinde kendisini kötü insan sayan çok azdır. Hepsi de kendilerinin haksızlığa uÄŸradıklarını iddia ederler. Hepsi de hareketlerini uzun uzadıya düşünürler ve bir kasayı niçin kırdıklarını, adam öldürmek için tabancaya niçin davrandıklarını çeÅŸitli sebeplere baÄŸlarlar ve bu hareketlerinin doÄŸru olduÄŸuna inanırlar ve hapishaneye niçin atıldıklarına bir mana veremezler.

Al Capon ve Crowley gibi katiller kendilerini suçlu kabul etmediklerine göre benimle ve sizinle karşılaşan insanlar acaba nasıl bir tutum içinde olabilirler. İnsanlar ne kadar yanlış hareket etseler de kendilerinin eleştirilmesine dayanamazlar.

Eleştiri insanı savunma durumuna geçirir, insanlar, kendilerini haklı göstermeye sevkettiği için zararlıdır. Çünkü insanın gururunu zedeler.

Alman ordusunda bir askerin olaydan hemen sonra şikayette bulunması yasaktır. Böyle bir durumla karşılaşan asker önce öfkesinin geçmesini bekleyecek, daha sonra şikayette bulunacaktır.

Olaydan hemen sonra şikâyette bulunan bir asker cezalandırılır. Sivil hayatta da böyle bir kanuna ihtiyacımız var galiba.

Tarihte buna binlerce örnek bulabilirsiniz. Mesela Theodor Roosevelt ile Taft arasında çıkan kavgayı göz önüne getirelim. Bu kavga yüzünden Amerika’nın Cumhuriyet partisi parçalandı, Wilson CumhurbaÅŸkanlığına seçildi, böylece I. Dünya Savaşı deÄŸiÅŸik bir görünüm aldı, belki de tarihin akışı deÄŸiÅŸti.

Olayı kısaca anlatalım:

Theodor Roosevelt 1908′de Beyazsaray’dan çıkarken yerine Taft’ın geçmesini saÄŸlamış ve Afrika’da arslan avına gitmiÅŸti, Roosevelt geri döndüğünde Taft’ı muhafazakârlığı yüzünden ÅŸiddetle eleÅŸtirdi. CumhurbaÅŸkanlığına üçüncü kez gelmek isteyerek Bull Moose partisini kurdu. Neticede Taft ile Cumhuriyet partisi ancak Vermont ve Utah ülkelerinde oy alabildi ve parti tarihinde eÅŸi görülmemiÅŸ bir maÄŸlûbiyete uÄŸradı.

Theodor Roosevelt, Taft’ı eleÅŸtiriyordu, fakat Taft kendini buna layık görüyordu muydu? Bilakis Taft gözlerinden yaÅŸlar akarak “BaÅŸka türlü hareket edemezdim” demiÅŸti. O halde kim haksızdı, Taft mı? Roosevelt mi? Ben de bilmiyorum. Bilmek de istemiyorum. Anlatmak istediÄŸim nokta, Roosevelt tarafından yapılan eleÅŸtirilerin Taft’ı ikna etmediÄŸidir. Bu tenkitler Taft’ın kendisini müdafaa etmesine ve en sonunda Taft’ın “BaÅŸka türlü hareket etmeme imkân yoktu” demesine sebep olmuÅŸtu.

Veya Teapot Dome adıyla şöhret kazanan petrol skandalını düşününüz. Yıllarca süren dedikodulara sebebiyet veren bu rezalet, bütün Amerika’yı sarmış ve Amerika hiçbir zaman buna benzer bir olayla karşılaÅŸmamıştı.

Olay şöyleydi: CumhurbaÅŸkanı Harding’in kabinesinde içiÅŸleri bakanı olan Albert Fail, Amerika donanmasına lazım olan petrolleri satın alarak depolamak görevini üzerine almıştı. Acaba rekabetten faydalanmak mı istedi? Hayır, Fail, bu iÅŸi arkadaşı Edward Doheney’e verdi, o da Misler Fall’e (100.000) dolarlık bir istikraz temin etti. Bunun üzerine Fail, Elk Hill depoları civarındaki kuyuları vasıtasıyla bu depolarda bulunan petrolleri taşıyan rakiplerini dağıtmak için Amerika bahriyelilerine emir verdi. Silah kuvvetiyle dağıtılan rakipler mahkemeye müracaat ettiler, yüz milyon dolarlık skandalı ortaya çıkardılar. Bu yüzden Harding’in idaresi lekelenmiÅŸ, herkes ayaÄŸa kalkmıştı. Cumhuriyet partisi temelinden sarsılmış Albert Fail da hapishaneyi boylamıştı.

Fail çok çirkin ÅŸeylerle itham olunuyordu. Hiçbir devlet adamı böyle bir akıbete uÄŸramamıştı. Yıllar sonra Mister Hoover, Harding’in bir dostunun ihaneti yüzünden çektiÄŸi ıstıraptan dolayı öldüğüne iÅŸaret etmiÅŸti. Fail’in karısı bu sözleri öğrenince yerinden kalkarak “Hardinge ihanet mi etmiÅŸ. Yalan! Kocam, hiç kimseye ihanet etmedi. Kocam bir kasa dolusu altına bile dönüp bakmazdı. Asıl ihanete uÄŸrayan kocamdır.” diye haykırmıştı.

İşte insan böyledir. Kendisinden baÅŸka herkesi tenkit etmek insanın yapısında vardır. O halde bir baÅŸkasını eleÅŸtirmeden önce bu örnekleri göz önünde bulundurmamız gerekir. Bütün eleÅŸtirilerin yuvalarından uçan güvercinler gibi yuvalarına geri döneceklerini hatırlayalım. EleÅŸtirilerimizle zor duruma düşürdüğümüz kimselerin kendilerini haklı göstermek için bizi eleÅŸtireceklerini veya Taft gibi “BaÅŸka türlü hareket edemezdim.” diyeceklerini unutmamalıyız.

Abraham Lincoln, 1865 yılında Booth tarafından Ford tiyatrosunda vurulduktan sonra mütevazı bir eve yatırılmıştı. Yatak kısa olduğu için bacakları aşağıya sarkıyordu.

Lincoln son nefesini verirken Genelkurmay baÅŸkanı Staton “Dünyanın gördüğü en mükemmel ÅŸef burada yatıyor” demiÅŸti.

Lincoln’un insanları yönetme konusundaki baÅŸarısının sırrı neydi?

On sene Lincoln’un hayatıyla ilgilendim, üç senemi “Tanınmayan Lincoln” adlı eserimi yazmaya harcadım. Bu sayede bu ÅŸahsiyeti derinden derine inceleme imkanı buldum, her ÅŸeyden önce onun insanlarla nasıl iletiÅŸim kurduÄŸuna dikkat ettim.

Acaba o da insanları eleştiriyor muydu. Evet, Lincoln gençliğinde yalnız eleştiri ile uğraşmış, başkalarını hiciv eden şiirler, yazılar yazmış ve bu nedenle çok kişiyi incitmişti.

Hattâ Lincoln avukatlığa baÅŸladıktan sonra da gazetelere yazdığı mektuplarla onları eleÅŸtiriyordu. Lincoln, 1842 yılında, James Sheilds adındaki gururlu bir İrlandalıya karşı da aynı ÅŸekilde hareket etmiÅŸ ve Springfield gazetesine gönderdiÄŸi imzasız bir mektupla alay etmiÅŸti. Bütün ÅŸehir halkı bu adama gülüyor, gururlu ve hassas biri olan Sheilds, mektubun kim tarafından yazıldığını anlamış ve Lincoln’e meydan okumuÅŸ ve onu düelloya davet etmiÅŸti. Lincoln, daveti kabul etmek istemedi. Çünkü hayatı boyunca düellonun karşısında olmuÅŸtu. Ama ÅŸerefini kurtarmak için düelloyu kabul etmek zorunda kaldı. Ve düello gününe kadar kılıç kullanmayı öğrenmek zorunda kaldı. Ölümle sonuçlanacak olan bu kavga ÅŸahitlerin araya girmesiyle önlendi.

Olay, Lincoln’un hayatında karşılaÅŸtığı olayların en kötüsüydü. Kendisi bu sayede çok büyük bir ders almıştı. Lincoln hayatı boyunca bir daha hiç kimse hakkında hakaret içeren yazı yazmadı.

İç savaş sıralarında Lincoln ordunun başına generaller atıyordu ve bunların büyük bir çoğunluğu hata yapıyordu. Lincoln hayal kırıklığına uğruyordu. Herkes generalleri eleştirirken kimseye karşı kötülük etmeyi düşünmeyen, herkese iyi davranan Lincoln soğukkanlılığını muhafaza ediyordu.

“Sizi eleÅŸtirmemeleri için, siz de kimseyi eleÅŸtirmeyin.” sözü Lincoln’un meÅŸhur sözlerindendir.

Çevresindekiler, generaller hakkında kötü sözler kullandıkları zaman Lincoln: “Onları eleÅŸtirmeyiniz, aynı ÅŸartlar içinde bulunsaydık biz de onlar gibi hareket ederdik” diyordu.

Halbuki Lincoln istediği zaman her eleştiriyi yapabilirdi. Çünkü durumu buna müsaitti. Size bir olayı anlatayım:

Gettisyburg savaşı 1863 yılında temmuzun ilk günlerinde cereyan ediyordu, 4 Temmuz gecesi, asi ordunun generali Lee, güneye doÄŸru çekilmeye baÅŸladı, yaÄŸmur çok ÅŸiddetli yağıyordu her taraf su baskınına uÄŸramıştı. Lee Potomac’a ulaÅŸtığı zaman suları taÅŸmış, geçilmez bir nehirle karşılaÅŸtı. Düşman orduları da kendisini takip ediyordu. Lee’nin ordusu müthiÅŸ bir tuzaÄŸa düşmüştü. Fırsat mükemmeldi ve kaçırılmaması gerekiyordu. Lee’nin ordusu bir hamlede ele geçecek ve savaÅŸ sona erecekti. Lincoln General Meade’e kafi bir taarruza geçmesi için emir verdi ve emrini telgrafla bildirdikten sonra bir elçi göndererek hemen harekete geçilmesini istedi.

General Meade ise aldığı emirlerin tam zıddını yaptı. Önce bir savaÅŸ meclisi toplayarak düşünmüş, taşınmış, projeler hazırlamış, Lincoln’un emrini yerine getirmeyerek özür dileyen telgraflar göndermiÅŸ ve Lee’ye karşı hareket etmemiÅŸti. Nihayet Potamac’un suları çekilmiÅŸ ve Lee kaçmayı baÅŸarmıştı.

Lincoln çok sinirlenmiÅŸti. “Bu ne demek. Düşman avucumun içindeydi. Onu imha için elimizi uzatmamız dahi yeterliydi. Orduyu harekete geçirmek için ne yaptıysam boÅŸa gitti. Bu ÅŸartlarda ordunun başında kim bulunsa baÅŸarılı olurdu. Kendim bile gidip uÄŸraÅŸsam, Lee’nin kuvvetlerini yok ederdim.” demiÅŸti.

Lincoln bu üzüntü içinde masasının başına geçerek General Meade bir mektup yazdı.

Aziz General,

Lee’nin kaçıp kurtulmasındaki vehameti kavrayabileceÄŸinizi hiç sanmıyorum. Lee, elimizin altında idi. Kendisine karşı hareket etmiÅŸ olsaydık son baÅŸarılarımıza ilaveten savaşı bitirmiÅŸ olurduk. Son olaylar yüzünden savaÅŸ ne zaman biteceÄŸi belli olmayan bir ÅŸekilde uzamıştır. Geçen pazartesi günü Lee’ye taarruz etmediÄŸinize göre ÅŸimdi ona karşı nasıl hareket edebilirsiniz. Çünkü kuvvetlerinizin ancak üçte ikisini sevkedebileceksiniz. Artık bundan sonra önemli bir iÅŸ yapacağınıza inanmıyorum. Elinize geçen fırsatı kaçırdınız, beni de son derece üzdünüz.”

General Meade bu mektubu okuduktan sonra ne yaptı zannediyorsunuz?

Meade bu mektubu okumadı. Çünkü Lincoln bu mektubu postaya vermedi ve mektup onun ölümünden sonra evrakları arasında çıktı.

Anlaşılan Lincoln bu mektubu yazdıktan sonra kalemini bırakıp odasının içinde dolaştı ve söyle düşündü:

“Burada beyaz sarayda oturup General Meade’e hücum emri vermek çok kolay. Acaba ben bu savaÅŸ sahasında bulunsaydım, ne kadar kan döküldüğünü görseydim, acı çekenlerin feryatlarını iÅŸitseydim aynı emri verir miydim? Bu mektubu göndermekle kendi hislerimi tatmin etmiÅŸ olurum. Fakat buna karşılık General Meade de kendisini haklı göstermek için her çareye baÅŸvuracak, hattâ benim aleyhimde harekete geçecek bir çok insanın kalbi kırılacak ve bu yüzden generalin daha ileride kazanacağı baÅŸarılardan mahrum olacağız. Belki de onu ordudan ayrılmaya mecbur edeceÄŸiz.”

Bu yüzden Lincoln mektubu göndermedi. Kendisi acı tecrübeler sonunda eleştirinin iyi bir sonuç vermeyeceğini anlamıştı.

Başkasının değişmesini mi istiyorsunuz? Bundan daha iyi bir şey yoktur. Fakat önce kendinizi değiştirin. Bu sizin için daha kolaydır.

Konfüçyüs der ki: “Kapınızı temizlemeden komÅŸunun damındaki karlardan ÅŸikâyet etmeyiniz.”

Gençlik yıllarında Ricard Harding Davis’e bir mektup yazmıştım. O zaman, yazarlardan bahseden bir yazı hazırlıyordum. Birkaç gün önce aldığım bir mektubun sonuna ÅŸu cümle yazılmıştı: ” Dikte edilmiÅŸtir, fakat okunmamıştır.” Kendi kendime: “Demek ki bunu gönderen kiÅŸi, çok meÅŸgul olduÄŸunu ve çok önemli birisi olduÄŸunu bu cümle ile anlatmak istiyor” demiÅŸ ve Harding Davis’e yazdığım mektubun sonuna da aynı cümleyi ilâve etmiÅŸtim.

Harding Davis mektubuma cevap vermedi. Yalnız mektubumu iade etti ve sonuna şu cümleyi yazdı.

“Terbiyesizlik yolunda yalnız kendinizi geçebildiÄŸinizi gördüm.”

Ben hata yapmıştım. Belki de bu ağır hakarete lâyıktım. Fakat ben de bir insan olduÄŸum için kızdım. On yıl sonra Davis’in ölüm haberini aldığım zaman, bu hakaretin acısından baÅŸka bir ÅŸey düşünemedim. Siz de buna benzer bir olaya sebep olmak ve ölüme kadar devam edecek anı yaratmak istiyorsanız haklı veya haksız eleÅŸtiriler yapınız.

Eleştiri çok tehlikeli bir kıvılcımdır. Ve bu kıvılcım bir barut fıçısından farksız olan insan gururunu infilâk ettirecek mahiyettedir.

Gençliğinde dikkatsiz olan Benjamin Franklin daha sonra insanları idare etmede o kadar başarılı davranmıştı ki Fransaya büyükelçi olarak gönderilmişti sırrı mı? Franklin bunu şu şekilde anlatıyor.

“DeÄŸersiz insanlar eleÅŸtirir ve ÅŸikayet eder.”

Cariyle: “Büyük insan, küçüklere karşı hareketleriyle büyüklüğünü gösterir” der.

BaÅŸkalarını eleÅŸtireceÄŸimize onları anlamaya çalışalım. Onların yaptıkları ÅŸeyleri ne için yaptıklarını araÅŸtıralım. Bu tarz hareket insanlar arasında sempati ve hoÅŸgörü meydana getirir. “Her ÅŸeyi bilmek, her ÅŸeyi affetmektir.”

Doktor Johnson’un söylediÄŸi gibi: “Allah bile insanların hayatı son bulmadan, insanları yargılamıyor.”

Öyleyse bize ne oluyor?

Dale Carnegie

Oppss! Hiç yorum yapılmamış!
İlk yorumu neden sen yapmıyorsun?

YORUM YAP

İsim:
Email:
Site:
Yorum: