Astronomi ve Matematik ilminde âlim Ali Kusçu
Â
VerdiÄŸi eserlerle Astronomi ve Matematik ilminde dünya çapında şöhrete ulaÅŸan âlimimiz Ali Kuşçu 1410 yılında Semerkand’da doÄŸmuÅŸtur.
Babası, Muhammed, Türkistan ve Maverâünne-hir emîri UluÄŸ Bey’in DoÄŸancıbaşısıdır. Alâüddin Ali İbni Muhammed’in “Kuşçu” lakabı buradan ileri gelmektedir.
Genç yaşında riyaziyye (matematik) ve astronomiye merak salan Ali Kuşçu, ilk tahsilini Semerkand’da yaptı. Bizzat UluÄŸ Bey’den astronomi ve riyaziye okudu. Aynca devrin meÅŸhur âlimlerinden Bursa’lı Kadızâde Rumî’den ders aldı.
Semerkand’dan sonra yine devrin ilim merkezlerinden Kirman’a giden Ali Kuşçu, burada tahsilini ilerletti. Kirman’da bulunduÄŸu esnada, Nasırüddin-i Tûsi’nin “Tecrid’ül-Kelâm” isimli eserini ÅŸerhetmiÅŸtir. Ali Kuşçu’nun bu çalışması “Åžerh-i Cedid” diye meÅŸhur olmuÅŸ ve uzun müddet medreselerde okutulmuÅŸtur. Yine Kirman’da ayın ÅŸekillerini gösteren “EÅŸkâl-i Kamer” isimli eseri yazmıştır.
Kirman’da tahsilini ikmal ettikten sonra tekrar Semerkand’a dönen Ali Kuşçu burada UluÄŸ Beyin kurmuÅŸ olduÄŸu rasadhâneye (gözlemevi) müdür olmuÅŸtur. Rasadhanenin iyi bir ÅŸekilde iÅŸlemesini saÄŸlayan Ali Kuşçu aynı zamanda UluÄŸ Bey’in yıldızların yerlerini ve hareketlerini gösteren cetvel olan “Zîc” adlı eserine yardım etmiÅŸ daha sonra da UluÄŸ Bey’in bu meÅŸhur eserim tamamlamıştır.
UluÄŸ Bey’in 1450′de vefatı üzerine, Tebriz’e giden Ali Kuşçu orada Uzun Hasan’ın talebi üzerine bir müddet kalmıştır.
İlme ve âlime büyük deÄŸer verildiÄŸi 15.Asırda yaÅŸamanın verdiÄŸi imkanlarla deÄŸerli eserler üreten Ali Kuşçu aynı zamanda her gittiÄŸi yerde etrafına toplanan talebelere verdiÄŸi derslerle de şöhret bulmuÅŸtur. Uzun Hasan da bu deÄŸerli Âlime büyük deÄŸer vermiÅŸ, kendisine çok itibar etmiÅŸtir. Fakat Ali Kuşçu’nun en büyük talihi Fatih Sultan Mehmed Han’la karşılaÅŸması olmuÅŸtur.
Uzun Hasan, Osmanlı Devletiyle barış görüşmelerini yürütmek üzere Ali Kuşçu’yu Fatih’e elçi olarak göndermiÅŸti.
Bu vesileyle Ali Kuşçu’yu yakinen tanıyan ilme âşık idareci, Ali Kuşçu’dan İstanbul’da kalmasını istemiÅŸtir. Bu teklif karşısında Ali Kuşçu’nun davranışı tam ilmiyle âmil bir kiÅŸiye yakışacak tarzdadır.
Ali Kuşçu PadiÅŸahın bu teklifini ÅŸeref vesilesi bildiÄŸini ve memnuniyetle kabul ettiÄŸini bildirmiÅŸ, ancak İstanbul’a bir vazifeyle geldiÄŸini ve bu vazifeyi tamamlayacağına dair Uzun Hasan’a söz verdiÄŸini bu yüzden üzerine aldığı elçilik vazifesini yerine getirip, görüşmelerin neticesini Uzun Hasan’a bildirdikten sonra aliesini de alarak İstanbul’a geleceÄŸini söylemiÅŸtir.
Fatihle görüştükten sonra Tebriz’e dönen Ali Kuşçu, Ailesini de alarak İstanbul’a doÄŸru yola çıkmıştır. Fatih, Ali Kuşçu’ya İstanbul’a gelinceye kadar, ÅŸimdiki deÄŸer ölçüsüyle bir servet olan günlük bin akça harcama tahsis etmiÅŸtir. Ayrıca Ali Kuşçu Osmanlı-Akkoyunlu hududunda büyük bir merasimle karşılanmış ve İstanbul’a getirilmiÅŸtir. Bu durum, devre hakim zihniyeti gösteren müşahhas bir misaldir…
İstanbul’a gelen Ali Kuşçu devrin en büyük ve yüksek tahsil müessesesi olan Ayasofya Medresesine günde iki yüz akça ile müderris tayin edilmiÅŸtir. Medresede kelam, dilbilgisi, riyaziye ve heyet (Astronomi) dersleri veren Ali Kuşçu bir taraftan da eserler yazmaÄŸa devam etmiÅŸtir.
Ali Kuşçu’nun devrinde İstanbul medreselerinde matematik ve astronomi çok geliÅŸmiÅŸtir. VerdiÄŸi eserler uzun müddet medreselerde ders kitabı olarak okutulmuÅŸtur.
Başlıca eserleri şunlardır:
Risale-i fı’1-Hisab (MatematiÄŸe dair bir eser), “Risalet-ül-Muhammediye” (Peygamber Efendimizin Nübüvvetine dair yazılmış bir eser. Bu eseri Fatih’e takdim etmiÅŸtir.), Risalet-ül Fi’1 Hey’et (Astronomiye dair farsça kaleme aldığı bu eseri, Otlukbeli zaferi günü tamamladığından esere “Risalet-ül Fethiye” ismini vererek Fatih’e takdim etmiÅŸtir.), Mah-bub-ül Hamail Fi KeÅŸf-il Mesâil (Meselelerin keÅŸfinde tılsımların en makbulü adlı ansiklopedik bir eser), Unkud-üz-Zevahir Fi Nazm-ül-Cevahir (Mücevherlerin dizilmesinde görülen salkm)
Ali Kuşçu bu eserlerinden baÅŸka; yukarıda bahsettiÄŸimiz gibi Nasırüddin Tusi’nin eseriyle, Kadı Adudiddin’in “Risale-i Adudiye” isimli eserine de ÅŸerh yapmıştır.
İlme hizmet eden bu deÄŸerli Âlimimiz 1474 yılında İstanbul’da vefat etmiÅŸtir. Mezarı Eyüb Sultan Camii haziresindedir…
Burhan Bozgeyik










