7. Nasıl İşbirliği Yapabiliriz ?
Â
İnsanın kendi fikirlerine başkalarının fikirlerinden fazla, değer verdiği bir gerçektir.
O halde kendi düşüncelerinizi başkalarına kabul ettirmeye çalışmak doğru değildir. Tavsiyelerde bulunarak karşınızdakinin bunu anlamasını sağlamak daha akıllıca değil mi?
Bir örnek vereyim:
Kursumuza katılan Filadelfiyalı Adolph Seltz, birgün kendisini ümitleri kırılmış bir grup otomobil satıcısını ümitlendirmek zorunda olduÄŸu bir durumda buldu. Bir toplantı yaparak bu insanların kendisinden ne beklediklerini sordu: Herkes bir ÅŸeyler söylüyordu Adolph’da, bunları tahtaya yazıyordu. KonuÅŸmacılar sözlerini bitirdiklerinde Adolph şöyle dedi:
- Ben size istediğiniz her şeyi vereceğim. Bunun karşılığında siz ne yapabilirsiniz.
Herkes bir ÅŸeyler söylüyordu “birlik beraberlik, hiç yorulmadan çalışmaktan v.s.” Hatta bunlardan birisi günde ondört saat çalışmayı bile göze alıyordu.
Konuşma bittiğinde memurlar cesaretle işe başlamışlar ve işin verimi iki kat artmıştı.
“Bu insanlar benimle ahlaki bir anlaÅŸma yapmış gibiydiler. Ben de onlara baÄŸlı olduÄŸumu gösteriyordum. Onların arzularını öğrenmek, onlara yardım etmek, onların bütün ihtiyaçlarını gidermiÅŸti.”
Kimse başkasının etkisi altında bir şey yapmak istemez. Herkes kendi düşüncesiyle hareket etmek, kendi isteğiyle bir şeyi yapmaktan zevk alır. Hatta hepimiz ihtiyaçlarımız ve düşüncelerimiz hakkında bizimle istişare yapılmasından hoşlanırız.
Wesson bu gerçeği öğrenmeden önce binlerce dolarlık sipariş kaybetmişti.
Wesson, moda evlerine ve tekstil fabrikalarına desenler hazırlıyordu. Desenleri göstermek için gittiÄŸinde müdür kendisini kabul ederdi ama hiç birisini satın almazdı. Bütün desenleri gözden geçirir ve her defasında “Bugün de anlaÅŸamadık.” derdi.
“Wesson birçok baÅŸarısızlığa uÄŸradıktan sonra bunun bir sebebi olduÄŸunu düşündü. Bir gün tamamlanmamış birkaç deseni alarak gitti, müdüre yaklaÅŸarak:
- Bana yardım edebilir misiniz. Bunlar henüz tamamlanmamış desenlerdir. Bunları sizin isteğinize göre tamamlamak istiyoruz. Bize yardım edebilir misiniz?
Müdür desenlere bakmış,
- Bunları bize bırakın ve birkaç gün sonra tekrar uğrayın!
Wesson üç gün sonra uğradı. Müdürün söylediklerini dinledi ve desenleri onun istediği gibi tamamlattı. Sonuç ta bambaşkaydı, bütün desenler kabul edilmişti.
Bu olay dokuz ay önce olmuÅŸtu ve Wesson’dan o günden sonra ÅŸirket çok miktarda desen satın aldı.
Wesson bugün diyor ki: “Senelerce bu müşterime mal satamamanın nedenini bulmuÅŸtum. Çünkü ona sadece kendi düşüncelerimi kabul ettirmeye çalışıyordum.
Bugün böyle yapmıyorum. Onun fikirlerini de soruyorum. O da bütün desenleri kendisinin yaptığına inanıyor. Artık ona bir ÅŸey satmak için uÄŸraÅŸmıyorum. Çünkü herÅŸeyi alıyor.”
Bir otomobilci aynı tekniÄŸi kullanarak bir İskoçyalı’ya kullanılmış bir otomobil satmıştı.
İskoçyalı’ya birçok araba gösterilmiÅŸ ama bunların hiç birisini beÄŸenmemiÅŸti. Bazısının fiyatı yüksekti, bazısı çok kullanılmıştı. Sonuçta otomobilci bize müracaat etti, ne yapması gerektiÄŸini bize sordu. Kendisine, müşterisinin fikrini sormasını kendisine tavsiye ettik.
Birkaç gün sonra otomobilcinin eline kullanılmış bir araba geldi. O da bunun İskoçyalı müşterisine uygun olacağına karar verdi. Arabayı görmek için gelmesini istedi. İskoçyalı gelince şu kelimelerle karşılandı:
- Çok iyi bir müşterisiniz ve arabadan anlıyorsunuz. Bir araba satın aldım. Onu deneyip ne kadara aldığımı söylemek ister misiniz?
İskoçyalı’ya kendi düşüncesinin sorulması hoÅŸuna gitmiÅŸti. İskoçyalı arabaya binmiÅŸ, biraz gezip geri geldikten sonra “bu arabayı 300 dolara almışsanız iyi” dedi.
Otomobilci sordu:
- Bu arabayı 300 dolara size versem alır mısınız?
- Tabi ki.
Zaten bu kendi fikriydi ve arabayı satmayı başarmıştım.
Aynı teknik Brockliyn’in büyük hastanelerinden birisine röntgen cihazı satmak isteyen bir satıcı tarafından kullanılmıştı. Hastane ek bina yapıyordu ve bu binaya röntgen cihazları yerleÅŸtirmek istiyordu. Hastanenin müdürü röntgen cihazı satmak isteyen birçok kiÅŸiyle karşılaÅŸmıştı. Herkes kendi cihazının çok iyi olduÄŸunu söylüyordu.
Ama imalatçılardan birisi daha kabiliyetliydi. İnsanın doğasını diğerlerinden daha iyi biliyordu. Şöyle bir mektup yazmıştı:
“Fabrikamız son günlerde yeni bir röntgen cihazı üretti. Mükemmel bir cihaz deÄŸil, ama bu cihazı geliÅŸtirmek istiyoruz. Åžayet gelip bu cihazları nasıl geliÅŸtireceÄŸimiz hakkında bilgi verirseniz minnettar kalırız. Çok meÅŸgul olduÄŸunuzu bildiÄŸimden dolayı, istediÄŸiniz zaman^ arabamı gönderip sizi çıldırabilirim.”
Hastane müdürü diyor ki:
“Mektubu hayretle karşıladım. Daha önce hiçbir satıcı bana fikrimi sormamıştı. Bu müracat hoÅŸuma gitti. Önemli birisi olduÄŸumu hissettim. Cihazı bana satmak için bir ÅŸey söylemediÄŸi halde cihazı almaya karar verdim. Ve bizzat kendim bir rapor yazarak cihazın alınmasını tavsiye ettim.
Başkalarını etkilemek ve sizin gibi düşünmelerini sağlamak istiyorsanız yedinci kural şudur:
Karşınızdakine fikrin kendisinin olduğu izlenimini verin.
Dale Carnegie










