logo

Sitemize hoşgeldiniz.
Tarih: 05-20-2012
Saat: 11:15

İslamiyetim

İslami Güzellikler Diyarı
Site Map Contacts anasayfa

Üye Panelİ

Son Masaj
15 saat, 45 dakika
 ago
  • Misafir2021 : Iyiyiz elhamd.
  • fatih hoca : iyi aksamlar efendim bizler iyiyiz sizlerde iyisinuz ins.
  • Misafir2021 : HayIrli aksamlar herkese
  • almanyali-????? : Her insan Yagmur Tanesi gibidir, ya camura yagar, yada GÜL yapragina.....
  • fatih hoca : herkese hayirli hafta sonlari gunleriniz mubsrek olsun....
  • fatih hoca : bizimde bugun cumadan sonra kucuk pir program yaptikbdaha bitmedi
  • Misafir2021 : Guzeldi iyi baya
  • fatih hoca : dun programiniz nasildi efendim
  • fatih hoca : iyi bende tsk ederim...
  • Misafir2021 : Iyi siz?
  • fatih hoca : nasilsiniz misafir kardes..
  • Misafir2021 : Herkesin cumasi mübarek olsun
  • fatih hoca : herkese hayirli cumalar cumaniz mubarek olsun.
  • Misafir2021 : Sizler nasilsiniz
  • Misafir2021 : Güzeldi Baya
  • fatih hoca : iyi aksamlar guzel nickli kisi misafir nickli nasilsiniz festival nasildi
  • güzel k8 h e : iyi geceler proÄŸram nasıldı kardeÅŸ
  • Misafir2021 : Hayirli aksamlar herkese
  • güzel k8 h e : herkese iyi günler istanbuldan elif hanım programınız hayırlı olsun ne ise o anlamadım ama... herkesede hoÅŸ günler dilerim istanbul dan....
  • fatih hoca : www.avrupaburda. com
  • Misafir2021 : Sizin sitenize giremiyorum
  • Misafir2021 : Ins bereketli olur
  • fatih hoca : festivalinuz bereketli gecer ins efendim.
  • fatih hoca : yeni sitelerimizede bekleriz efendim.avrupabu rda.com birde avrupareklam ajansi
  • fatih hoca : ne festivali efendimmmm
  • Misafir2021 : Bugun ahlende festival var buyrun gelin
  • rumeysa.deutschlan : hallo master wie geht es ihnen dort !!
  • rumeysa.deutschlan : guten morgen an alle !!! in deutschland
  • fatih h. : master iyi gunler efendim nasilsin
  • Master : S.Aleykum Hayırlı Günler Herkese
  • fatih h. : iyi aksamlar misafirler ve hollandali ve talib kardes herkese iyi aksamlar .
  • Misafir448 : herkese iyi aksamlar iyi okumalar.guzel ilahiler var
  • Misafir1095 : selam
  • Misafir448 : hollandadan slm lar .....
  • Misafir448 : hayirli günler nasulsiniz millettt
  • Misafir2021 : Hayirli günler heekese
  • talib : ikinci vatan almanyadan selamlar
  • Misafir448 : misafir 3999 ne yazdiniz anlasilmadi efendim.
  • Misafir3999 : adet geçirdikten ne kadar sonra iliÅŸkiye girilmel
  • Fatih Hoca : Almanyadan herkese slmlar herkesin günü mübarek olsun tüm icden dua edenlerin duasi kabul olsun .....AMIN: dua beklerim arkadaslar.....
  • güzel k8 h e. : istanbuldan tüm annelerin Anneler günü kutlu ve mutlu olsun yüzlerinden gülücük eksik olmasın.AMİN.... .......
  • güzel k8 h e. : iyi geceler nasılsın.
  • Misafir2021 : Hayirli geceler herkese
  • istanbullu : karbeyaz.hayat ne berbat yaaaa
  • güzel k8 h e. : iyi geceler...
  • Sabit : S.Aleykum Hayırlı Geceler...
  • Misafir4024 : hayırlı sabahlar...İlahi ler çok güzel
  • websabit : herkese iyi günler...
  • güzel k8 h e. : hayırlı geceler herkese.
  • h.savuran : sayin fatih hocam sitenizi cok begendim hep boyle devamini bekleriz h.geceler.
+ -

Radyo İslam

Facebook’ta İslamiyetim

Namaz Vakti

Elif – Ba Öğreniyorum

Kur'an-ı Kerim Öğrenelim

Elif-Ba Oku Öğren

Elif-Ba İndir

E-Kitap Download

Download Kütüphane

Kitap İndir

Esmaül Hüsna

ManÅŸetler

ZİYARETÇİ SAYACI

REKLAM ALANI

Web Tasarım

www.websabit.com

KATEGORİLER

Hz. Muhammed S.A.V.

KUR’ANI KERİM

Kur'anı Kerim

Hem Okuyun Hem Dinleyin

İSLAMİ ÇOCUK OYUNLARI

You are here: Home » Dost Kazanma ve insanlari Etkileme Sanati » 6. İnsanlara, Önemli Birisi Olduklarını Hissettirin.

6. İnsanlara, Önemli Birisi Olduklarını Hissettiriniz

 

Newyork’un Posta merkezinde taahhütlü mektup göndermek için sırada bekliyordum. Taahhüt memurunun bir hayli yorulmuÅŸ olduÄŸunu gördüm. Kendi kendime: Bu insanı biraz sevindirmeliyim! dedim. Kendimi ona sevdirmek için ona iyi bir ÅŸeyler söylemem gerekiyordu. Onun beÄŸenilebilecek bir yönünün olup olmadığına baktım. Ve saçlarının güzel olduÄŸunu gördüm. Sıra bana geldiÄŸinde O’na saçlarımın sizin saçlarınız gibi olmasını isterdim dedim.

Memur mektubu tarttıktan sonra başını tatlı bir gülümsemeyle:

-Siz onları eskiden görmeliydiniz, zaman onları tahrip etti! dedi.

Ben de söyledikleri doğru olsa bile saçlarının hala çok güzel olduğunu ilave ettim.

Bu sözlerim onun çok hoÅŸuna gitti. Bir süre konuÅŸtuktan sonra bana: “Zaten herkes benim saçlarımı beÄŸenir” dedi.

Eminim ki memur o gün öğle yemeğine çıktığı zaman mutluydu. Akşam evine gittiğinde olayı karısına anlattı ve aynanın karşısına geçerek başına ve saçlarına övünerek baktı.

Dinleyicilerden birisi sordu,

- Amacınız neydi?

Ne amacım olabilirdi? Bir insanı sevindirmek ve bu sevinç karşılığında hiçbir şey beklememek.

Ama benim bir amacım vardı ve bu amaç gerçekleÅŸti. Onun hafızasında iyi bir anı, günler geçtikçe hafızasında cıvıldayacak mesut bir hatıra bırakmaktı. Kenan daÄŸlarında ondokuz yüzyıl önce müritlerine ders veren bir filozof bir gün ÅŸu sözü söylemiÅŸti: “Vermek almaktan daha hayırlıdır.”

Bu insan davranışlarının en önemli kuralıdır. Bu kurala uyarsak başımız hiçbir zaman derde girmez. Belki de bu kuralı uygulamak bize sayısız dostlar kazandırır. Kanunu şu şekilde özetleyebiliriz: Karşımızdaki insanın kendisini önemli birisi olarak kabul ettiğine dikkat etmek!

Profesör John Dewey der ki: “Önemli birisi olmak insanın doÄŸasında vardır.” Zaten insanları hayvanlardan ayıran en önemli özellik de budur. Hatta bütün medeniyet bundan meydana gelmiÅŸtir.

Filozoflar insan davranışları üzerinde binlerce yıldan bu tarafa düşünüyorlar ve bu uzun düşüncelerden ancak bir tek kural ortaya çıkarıyorlar. Bu kural yeni deÄŸil, tarih kadar eskidir. Zerdüşt bunu üç bin yıl önce İran’ın ateÅŸperestlerine öğretti. Konfüçyüs yirmi dört yüzyıl önce Çinlilere anlatmıştı. Bu kural belki de dünyanın en önemli kuralıdır.

“BaÅŸkalarının sana nasıl davranmasını istersen, sen de onlara öyle davran.”

Siz münasebette bulunduğunuz kimselerden saygı görmek, takdir edilmek ve çevrenizde önemli birisi olduğunuzun anlaşılmasını istersiniz. Samimiyetsiz, değersiz bir takım iltifatlarla değil, samimi takdir ile karşılanmayı özlersiniz. Dostlarınızın ve arkadaşlarınızın sizden iyi bir insan olarak bahsetmelerinden, özelliklerinizi anlatmalarından hoşlanırsınız. Hepimiz de aynı şeyi istiyoruz.

O halde hepimiz de bu altın kurala uymak ve başkalarından beklediğimiz muameleyi onlara göstermeliyiz.

Nasıl, ne zaman ve nerede mi? Her yerde, her zaman.

Birgün Radyo City’de Henri Souvaine’in daire numarasını bir polis memuruna sordum.

- Henry Souvaine 18 inci kat 1816 numaralı oda, dedi.

Asansöre bindim Fakat içeriye girmeden önce bir an durdum, geri döndüm ve memura:

- “Sizi tebrik ederim. Soruma çok hızlı ve çok güzel cevap verdiniz.” dedim.

Memurun yüzü gülmüştü. Bana teşekkür etti.

Bu takdir felsefesini öğrenmek ve uygulamak için insanın cumhurbaşkanı veya başbakan olmayı beklemesine gerek yoktur. Bunu günlük hayatta uygulayarak onun sonuçlarıyla karşılaşmak mümkündür.

Bir lokantaya girdiğinizde garsondan kızarmış patates istediğinizde püre getirirse:

- Sizi yormak istemem! Ama kızarmış patates yemeyi tercih ederim! derseniz garson size:

- Önemli deÄŸil efendim, der ve kendisine saygı gösterdiÄŸinizden dolayı bu iÅŸi severek yapar…

” Sizi rahatsız ediyorum” “lütfetmez misiniz” “teÅŸekkür ederim” gibi küçük cümleler hayatın monotonluÄŸunu ortadan kaldıran ve sizin iyi yetiÅŸmiÅŸ bir insan olduÄŸunuzu gösteren sözlerdir.

Milyonlarca hayranı olan Hail Caine’in halk arasında sevilen bir yazardı. Yazar bir demircinin oÄŸluydu. Hayatı boyunca ancak sekiz yıl okula gidebilmiÅŸti. Fakat bu insan öldüğünde dünyanın en zengin yazarlarından birisiydi.

Bunu nasıl mı başardı

Hail Caine, ÅŸiir ve destanı çok seviyordu. Dante’nin, Gabriel, Rossetti’nin bütün ÅŸiirlerini ezberden okuyabiliyordu. Hatta Rossetti’in sanattaki baÅŸarısı üzerine bir konferans hazırlamış ve kopyasını Rossetti’ye göndermiÅŸti. Rossetti, bu davranıştan memnun olmuÅŸtu. Åžair: “Benim hakkımda bu kadar çok bilgi sahibi olan genç, herhalde zeki birisidir” diyerek demircinin oÄŸlunu Londra’ya çağırmış ve onu kendisine sekreter yapmıştı. Olay Hal Caine için bir dönüm noktası olmuÅŸtu. Çünkü yeni makamı dolayısıyla çok deÄŸerli insanlarla karşılaşıyordu. Bunların teÅŸviklerinden cesaret alarak çalıştı. Ve günün birinde isminin en yüksek ufuklarda ışıldadığını gördü. İsle of Man’daki evi, Greeba Castle, dünyanın dört tarafından gelenlerin ziyaret ettiÄŸi bir yer oldu. Öldüğü zaman bıraktığı servet, iki milyon beÅŸyüzbin dolardı. Kimbilir ünlü bir insan hakkında bu yazıyı yazmasaydı belki de tanınmadan ölürdü.

İşte en içten duygularla yapılan bir takdirin gücü. Roosetti, kendisinin önemli birisi olduğunu düşünebilen bir insandı. Bunda garip görünecek bir şey yoktu. Çünkü her insan böyledir. Ve kendisinin önemli olduğunu hisseder.

Bütün toplumlar da böyledir:

Meselâ siz kendinizin Japonlardan üstün olduğunuzu mu zannediyorsunuz?

Gerçekte Japonlar da kendilerini sizden üstün sayarlar, hatta muhafazakar bir Japon, bir Japon kadınının beyaz bir adamla dans ettiğini görürse çok sinirlenir.

Veya kendinizi Hintlilere üstün mü görüyorsunuz? Ama Hintliler de kendilerini size karşı üstün görürler ve üzerine gölgenizin düştüğü bir yemeği bile yemezler.

Kendinizi Eskimolardan üstün mü sayıyorsunuz? Eskimolar da kendilerini size karşı üstün sayıyorlar.

Eskimoların size karşı neler düşündüklerini bir bilseniz! Çünkü Eskimolar arasında iÅŸe yaramaz ve çalışmaktan kaçan insanlar vardır ki, Eskimolar bunlara “Beyaz adam!” derler. Bu iki kelimeyi en büyük hakaret olarak görürler. Her millet kendisini daha baÅŸka milletlerden üstün kabul eder, üstünlük, hissi vatan sevgisini doÄŸurur ve bunun ileri gitmesi savaÅŸları meydana getirir.

Şu bir gerçektir her insan, bir bakıma kendisini size üstün kabul eder, onun kalbine girmenin en kolay yolu da, kendi benliğinde duyduğu büyüklük hissini sizin de tanıdığınızı ona samimi bir şekilde hissettirmelisiniz.

Emerson şöyle demiÅŸtir: “KarşılaÅŸtığım her insan, bir bakımdan benden üstündür ve ben de bu sayede ondan yararlanırım.”

İşin en hazin tarafı hayatta hiçbir değeri olmayan ve hiçbir başarı kazanmayan kimselerin yetersizlik duygularını, kuru gürültülerle örtmek ve herkesi aldatmak istemeleri ve bu şekilde hareket etmeleridir.

Shakespeare der ki: “Zavallı adam, kısa süren bir otoriteye bürünerek öyle oyunlar oynar ki melekleri bile kendisine aÄŸlatır.”

Bu prensipleri uygularken önemli sonuçlar elde eden üç kişinin hikayesini anlatacağım: Hikayelerin birincisi ismini vermek istemeyen bir avukata aittir. Biz de ona Bay R. diyeceğiz.

Bay R. Kursumuza katılmaya baÅŸladıktan kısa bir süre sonra bazı akrabalarını ziyaret etmek için Long Island’a gitmiÅŸti. Karısı diÄŸer akrabalarını görmeye gider ve Bay R. bu kuralı karısının ihtiyar teyzesinde denemeye karar verdi. Etrafa bakarak övülmeye deÄŸer bir ÅŸey aramış ve sormuÅŸtu:

- Bu ev 1890′da mı yapıldı?

- Evet, tam 1890′da yapıldı.

- Bana doğduğum evi hatırlattı onun için burayı çok sevdim. Ne kadar güzel bir ev! Artık buna benzer evler yapılmıyor.

- Haklısınız! Yeni gençler ev sahibi olmaya önem vermiyorlar. Küçük bir apartman ve bir buzdolabı onlara yetiyor. Bunları elde ederlerse otomobillerine atlayarak gezmeye başlıyorlar. Kocamla ikimiz yıllarca bu evin rüyasını gördük, onu yapmak için mimara gerek görmemiştik. Çünkü onu kendimiz yapmıştık.

İhtiyar kadın evini Bay R.’ye gezdirmiÅŸ ve ona seyahatlerinde aldığı güzel ÅŸeyleri göstermiÅŸ, o da bunları samimi bir ÅŸekilde takdir etmiÅŸti.

“Evi gezip dolaÅŸtıktan sonra birlikte garaja gittik. Garajın içinde, yeni sayılacak Packard markalı bir otomobil duruyordu. Bayan otomobili göstererek şöyle dedi:

- Kocam, ölümünden kısa bir süre önce bu otomobili almıştı. Kocamın ölümünden sonra bu arabayı kullanmadım. Siz güzel şeyleri beğeniyor ve takdir ediyorsunuz. Ben de bu otomobili size hediye ediyorum.

- Bana çok büyük bir lütuf ta bulunuyorsunuz dedim. Arabaya sahip olmak isteyen başka akrabalarınız var, arabayı onlara hediye etseniz olmaz mı?

- Akraba mı dediniz, onlar bu arabaya varis olabilmek için benim ölmemi bekliyorlar. Ben de bu arabayı onlara bırakmak istemiyorum!

- O halde bu arabayı satın.

- Satmak mı? Ben o arabayı satamam. Çünkü hiçbir zaman yabancıların bu arabayla gezmelerine tahammül edemem. Arabamı satmak hayalimden bile geçmez. Bunu size hediye etmekte ısrar ediyorum. Çünkü güzel şeyleri takdir ediyorsunuz.

Bay R. arabayı almamak için bir hayli uğraştı, ama daha fazla direnmenin yaşlı kadını üzeceğini düşünerek arabayı kabul etti.

Bu kadın kocaman bir evde antikalarla ve anılarla yapayalnız kalmıştı. En çok istediği biraz ilgi görmekti. Herkesin kendisinden esirgediği bu ilgi ve alakaya kavuşunca, minnettarlığını çok kıymetli bir hediyeyle ifade etmişti.

İkinci olay ise şöyle:

Kursu açtığım sırada tanınmış bir avukatın bahçesi için bir plan hazırlıyordum. Plan üzerinde çalışırken ev sahibi, bahçe hakkında bir takım önerilerde bulundu. Bu önerileri beğendim ve kendisini takdir ettiğimi anlattım. Ve şunları ilave ettim.

- Güzel köpekleriniz var. Madison’da yapılan köpek yarışmasında köpeklerinizle mavi kurdele kazanabilirsiniz.

- Köpeklerimin yerini görmek ister misiniz?

- Tabii.

Bir saat benimle ilgilendi. Ve köpeklerinin özeliklerini bana anlattı.

En sonunda bana dönerek:

- Küçük bir oğlunuz var mı? diye sordu

- Evet dedim.

- O halde size bir yavru hediye edeyim! dedi ve bana, yavruyu nasıl besleyeceğimizi anlattı. Onun bu hediyesi ve benimle bir saat kadar ilgilenmesi onu takdir etmemden kaynaklanıyordu.

Büyük şöhret kazanan George Eastman sinemayı oluşturan, şeffaf filmi icat etmişti. Ve çok büyük bir servet kazanmıştı. Bu kadar başarıya rağmen o da bizim gibi takdir edilmeyi bekliyordu.

Şöyle ki: Birkaç yıl önce Eastman, Müzik okulu açmış ve annesinin hatırasını yaÅŸatmak için Kilburn Hail isminde bir tiyatro yaptırıyordu. Newyork’un Superior Seating ÅŸirketi, bu binaların sandalyelerini karşılamak istiyordu, ÅŸirket müdürü Jams Adamson bu iÅŸ için Eastman’in mimarı ile görüşmeye gitmiÅŸti. Mimar Adamson’u karşılayarak:

- Misler Eastman’ı onbeÅŸ dakikadan fazla meÅŸgul etmeyiniz. Çünkü çok meÅŸgul. Söyleyeceklerinizi süratle söyleyiniz ve sipariÅŸi alıp gidiniz!

Adamson da ona göre hazırlanmıştı.

Adamson içeriye girdiÄŸinde Eastman’ın önünde bir sürü kağıt vardı. Misafirin içeri girdiÄŸini görünce ayaÄŸa kalkarak gözlüğünü çıkarmış, misafirini selamlamış ve mimar, Adamson’u takdim etmiÅŸti.

- Mister Eastman! Sizin tarafınızdan kabul edilmek için dışarıda beklerken dairenizin güzelliği gözüme çarptı. Gerçekten güzel bir daire. Şirketinizin dekorasyonunu yapmak istiyorum. Ama hayatımda bu kadar güzel bir daire görmediğimi söyleyebilirim.

Adamson çevresindekileri anlatmaya başladı:

- Bu İngiliz kerestesi! İtalyan kerestesinden çok farklıdır!

- Evet, bunu deÄŸerli kerestelerden çok iyi anlayan bir arkadaşım seçmiÅŸti! Ve İngiltere’den buraya göndermiÅŸti.

Eastman, misafire odasını göstermeye başladı. Oymaları, nakışları ayrı ayrı anlattı. Eastman bir pencerenin kenarında durarak insanlığa yardım etmek için yaptırdığı bazı yerleri gösterdi. Rochester Üniversitesi, Devlet Hastanesi, Dost Yurdu, Çocuk Hastanesi!

Adamson insanlık için yaptıklarını takdir etmiÅŸ ve bu sırada Eastman bir dolap açarak ilk satın aldığı ve bir İngiliz’in keÅŸfettiÄŸi fotoÄŸraf makinesini çıkararak ona göstermiÅŸti.

Adamson, Eastman’a, sorular sormuÅŸ, o da çocukluÄŸunun yoksulluk içinde geçtiÄŸini, annesinin fakirlik yüzünden evinin odalarını kiraya verdiÄŸini ve kendisinin bir sigorta ÅŸirketinde günde elli sent karşılığında çalıştığını anlatmıştı. Daha sonra da yoksulluÄŸun peÅŸini bırakmadığını ama annesini çalışmaktan kurtarmayı kafasına koyduÄŸunu söylemiÅŸ ve Adamson onun hayatını anlatmasını zevkle dinlemiÅŸti.

Adamson saat 10.15′te Eastman’ın yanına girmiÅŸti. BeÅŸ dakikadan fazla kalmaması için uyarılmıştı, ama iki saat geçmesine raÄŸmen hala konuÅŸmaya devam ediyorlardı.

En sonunda Eastman, Adamson’a dönerek ÅŸunları anlattı:

- En son Japonya’ya gittiÄŸimde birtakım sandalyeler alarak getirdim. GüneÅŸ bunların renklerini soldurduÄŸu için ÅŸehre gidip cila aldım ve kendim cilaladım. Benim nasıl cila yaptığımı size göstermek istiyorum. Eve birlikte gidelim, yemeÄŸi birlikte yiyelim ve bu sandalyeleri size göstereyim.

Eastman yemekten sonra sandalyeleri gösterdi. Sandalyelerin her biri birbuçuk dolardan daha kıymetli değildi. Eastman bunları kendisi cilaladığı için çok mutluydu.

Eastman’ın o gün sipariÅŸ vereceÄŸi sandalyelerin karşılığı 90.000 dolardı. Bu sipariÅŸi tabii ki Adamson almıştı.

O günden sonra Eastman ile Adamson arasında bir dostluk baÅŸlamış ve bu dostluk Eastman’ın ölümüne kadar devam etmiÅŸti.

Takdir işine nereden başlamalıyız? Tabii ki evimizden. Çünkü her yerden çok bunu tatbik etmemiz gereken yer evimizdir. Karınızın mutlaka özelikleri vardır. Olmasaydı onunla evlenmezdiniz. Fakat onun bu özelliklerini kaç kere takdir ettiniz.

Ömrünüzün kalanını huzur içinde geçirmeyi istiyorsanız, karınızın pişirdiği et, kızarttığı ekmek kömüre benzese bile şikayet etmeyiniz. Sadece onun hünerini göstermek imkanını bulamadığını söyleyiniz. Bunun sonucunda onun çok fedakarlık yaptığını göreceksiniz.

Fakat bu harekete aniden başlamayınız. Yoksa karınızı şüpheye düşürürsünüz.

Karınıza bir demet çiçek veya bir kutu ÅŸeker götürün. Bunları okuyunca: “Gerçekten bunları yapmak gerekir.” deyip geçmeyin, yapın. Bunu yaparsanız, evinizde mutlu olursunuz. Her aile bunu yapmış olsaydı bugün birçok yuva yıkılmamış olacaktı.

Kendinizi bir kadına aşık etmek ister misiniz? Bu sırrı size açıklıyorum. Çünkü bunu size iyilik olsun diye anlatıyorum. Zaten bunlar benim fikrim deÄŸil Dorothy Dix’ten duyduklarımı anlatıyorum. Bayan bir yazar 23 kadınla evlenip bu kadınların kalplerini ve bankadaki paralarını elde etmeyi bilen birisiyle konuÅŸmuÅŸtu. (Bu görüşme sırasında adam hapishanede bulunuyordu) Bayan yazar, bu adama kendisini bu kadar kadına nasıl sevdirebildiÄŸini ve paralarını nasıl elde ettiÄŸini sormuÅŸ, O da: “Yapılacak ÅŸey kadına hep kendisinden bahsetmektir.” demiÅŸti.

Aynı teknik, erkekler için de geçerlidir. Disraeli diyor ki: “Bir adama kendisinden bahsediniz. Sizi saatlerce dinler.”

O halde herkesin sizi sevmesini istiyorsanız, altıncı kural şudur:

Başkalarına önemli birisi olduğunu hissettiriniz ve bunu samimi bir şekilde yapınız.

Dale Carnegie

Oppss! Hiç yorum yapılmamış!
İlk yorumu neden sen yapmıyorsun?

YORUM YAP

İsim:
Email:
Site:
Yorum: