2. Başkalarına Yanlış Düşündüğünü Yanlış Bir Şekilde
Söylemeyiniz
Â
Roosevelt, Beyaz Saray’dayken, yüzde yetmiÅŸbeÅŸ doÄŸru hareket edebilirse ümitlerinin büyük bir kısmının gerçekleÅŸebileceÄŸini söylemiÅŸti.
Yirmibirinci yüzyıla damgasını vurmuş olan bir kişi bunu elde etmeyi düşünürse sizin ve benim için bu oran ne olmalıdır?
Siz zamanınızın yüzde dübeşini doğru ve iyi hareket ederek harcadığınıza emin olabilirseniz günde bir milyon dolar kazanacağınızdan ve birçok şeye sahip olabileceğinizden emin olabilirsiniz. Bu şekilde hareket edemiyorsanız, başkalarının yanlışlarını neden yüzlerine vuruyorsunuz?
Bu ÅŸekilde davranırsanız onun gururuna, saygısına, zekasına en ağır darbeyi vurmuÅŸ olursunuz. Bu da onu size karşı aynı ÅŸekilde davranmaya yöneltir ve fikrini deÄŸiÅŸtirmeye çalışmaz. Siz ona Eflatunun veya Kant’ın bütün mantığını anlatsanız yine de onu kendi düşüncesinden vazgeçiremezsiniz.
O halde “ÅŸunu ispat edeceÄŸim” diye söze baÅŸlamak doÄŸru deÄŸildir. Çünkü bunun manası: “Ben sizden daha akıllıyım. Birkaç sözle sizin düşüncelerinizi deÄŸiÅŸtireceÄŸim.” demektir.
Bu şekilde hareket etmek karşınızdakine meydan okumaktır. Meydan okumalar, meydan okumayla karşılaşır ve karşınızdaki, sizinle baştan mücadele etmeye başlar.
İnsanların düşüncesini değiştirmek çok zor bir istir. Bunu neden daha da zorlaştırasınız ve kendinizi riske atasınız.
Şayet bir şeyi ispatlamak istiyorsanız, bunu kimseye hissettirmeden yapınız. Bir şey öğretmiyormuş gibi davranmayın. Bilinmeyen bir şeyi, unutulmuş bir şeyi hatırlatıyormuş gibi anlatın.
Ben yirmi yıl önce öğrendiklerimden ancak çarpım tablosuna inanıyorum. Einstein hakkında yazılan eserleri okuduktan sonra Einstein’den bile şüphelenir oldum. Yirmi yıl sonra, belki bu kitapta anlattıklarıma inanmayacağım. Sokrat öğrencilerine defalarca ÅŸu sözü söylemiÅŸti:
“BildiÄŸim tek ÅŸey var. O da hiçbir ÅŸey bilmediÄŸim.”
Ben hiçbir zaman Sokrattan daha bilgili olduğumu iddia etmiyorum. Onun için, kimseye yanlış hareket ettiğini söylemiyorum ve bunun çok kazançlı olduğuna inanıyorum.
Åžayet birisi size yanlış düşündüğünüzü söylerse, siz kendi düşüncelerinizin yanlış olduÄŸunu bilseniz dahi bunu kabul etmek istemezsiniz. En iyisi söze şöyle baÅŸlayın: “Benim düşüncelerim daha farklı. Belki yanılıyorum. ÇoÄŸu kez de yanılırım O zaman meseleyi bir keıe beraber inceleyelim, eÄŸer yanılıyor sanı, yanlışımı düzeltmiÅŸ olurum.”
Bu türlü sözler insanı hemen etkiler: “Belki yanılıyorum. ÇoÄŸu kez de yanılırım O zaman meseleyi beraber inceleyelim ” İşte bu türlü sözler tartışmaya yol açmaz.
Birgün hayatının 11 yılını Kutup bölgelerinde ve altı yılını yalnız et yiyerek, su içerek geçiren ünlü kaÅŸif Stefanson ile görüştüm. Bu kaÅŸif bana bir tecrübesini anlatmış, ben de ona tecrübe ile neyi ispatlamak istediÄŸini sormuÅŸtum. VerdiÄŸi cevabı hayatım boyunca unutmayacağım: “ilim adamı, hiçbir ÅŸeyi ispata uÄŸraÅŸmaz, yalnız olayları bulmaya çalışır.”
Siz de kendi düşüncenizde bir ilim adamı gibi hareket etmek ister misiniz? Şayet isterseniz, buna kendinizden başka kimse engel olamaz.
Yanlış yapmış olduğunuzu kabul etmekle hiçbir şey kaybetmezsiniz. Aksine tartışmaların önüne geçer, karşınızdakine geniş düşünen birisi olduğunuzu göstermiş olur ve ona da yanlışını kabul ettirmiş olursunuz.
Şayet bir insanın yanlışını yüzüne vurursanız ne olur? Bunu bir olayla açıklamak daha doğrudur.
Bay S. genç bir avukattı. ABD yüksek mahkemesinde görülmekte olan bir davayı hazırlamaktaydı. Dava, yüklü bir miktar parayla ilgiliydi ve önemli bir hukuk sorununu teşkil ediyordu.
Davanın görüldüğü sırada hakimlerden birisi avukata bakarak: “Deniz yasasındaki geçici maddelerin süresi altı yıldır, “demiÅŸti.
Olayı avukatın kendisi, kurslarımızın birisinde şu şekilde anlatmıştı:
“Ortalığı derin bir sessizlik kapladı. Ben haklıydım, hakim yanılmıştı. Ben doÄŸruyu söylemiÅŸtim.” Ama doÄŸruyu bu ÅŸekilde söylemek, hâkimi memnun etti mi? Ha-vır. Gerçi kanun benim lehimeydi. Ama ben hâkimi ikna , dememiÅŸtim. Çok tanınmış bir hâkimin yüzüne hatasını vurmakla çok büyük bir hata yapmıştım.”
İnsanların çoÄŸu mantıklarına göre hareket ederler. ÇoÄŸunun kendilerine göre, doÄŸruları ve yanlışları vardır. ÇoÄŸumuz önyargılarla ve yanlış görüşlerle hareket ederiz. Kıskançlığın, şüphenin, korkunun, gururun ve saplantıların esiri oluruz. EÄŸer karşınızdakinin devamlı yanılgılarını ortaya çıkaran birisiyseniz, her sabah ÅŸu satırları okuyunuz. Bu fıkrayı Profesör James Harvey Robinson’un “Fikirlerin OluÅŸumu” isimli eserinden aldık.
“Ara sıra, direnmeden veya heyecana kapılmadan düşüncelerimizi deÄŸiÅŸtirdiÄŸimizi görürüz. Oysa bize yanıldığımız söylense direnir ve düşüncelerimizi sonuna kadar savunuruz. Açıkça görülüyor ki, bizim için önemli olan gerçekte o fikirler deÄŸil, tehdit karşısında kalan gururumuzdur.
İnsanlar arasındaki konuÅŸmalarda ben kelimesi oldukça çok yer kaplar. Bu söze gereken deÄŸeri vermek en akıllıca davranıştır. “Benim” yemeÄŸim, “Benim” köpeÄŸim, “Benim” evim, “Benim” babam, ülkem sözleri de aynı etkiye sahiptir. Biz saatimizin yanlış olmasından baÅŸlayarak Merih’teki kanallar hakkındaki bilgimizin, bir kelimeyi yanlış telaffuz etmemizin, yahut yanlış yazmamızın, bir tarihi yanlış söylememize itiraz eden birisiyle karşılaÅŸtığımızda kızarız. Çünkü doÄŸru zannettiÄŸimiz bir ÅŸeyin bildiÄŸimiz gibi kalmasını isteriz re onun için özür dileriz. Sonuçta, bildiÄŸimizi deÄŸiÅŸtirmemek için uÄŸraşırız.
Bir gün evimin perdelerini düzeltmesi için bir dekoratör tutmuÅŸtum. Fakat fatura geldiÄŸinde az kalsın küçük dilimi yutacaktım. Birkaç gün sonra bir arkadaşım gelip bu perdeleri götürdü, fiyatta anlaÅŸtık. Arkadaşım, “ne yaptın? Seni kazıklamışlar!” dedi.
Arkadaşım doğru söylemişti Ama insanlar içinde başkaları tarafından kendi düşüncesini çürüten gerçekleri duymak isteyen kimse sayısı çok azdır. Ben de bir insan olduğum için kendimi savunmaya çalıştım. Ve pahalı olan şey, en ucuzdur, gerçeğini ispatlamaya çalıştım. İşportada bu kadar iyi malların aynı fiyata alınamayacağını anlattım.
insan hata yaptığı zaman, kendi kendine yanlışını kabul edebilir. Ama yanlışını başkası ortaya çıkardığı zaman bunu hazmedemez.
Amerika iç savaş sırasında en büyük yayımcısı Horace Greeley, Lincoln tarafından uygulanmakta olan siyasetin karşısındaydı. Bu mücadele aylarca sürmüş, yayımcı Lincoln hakkında çok ağır yazılar yazmıştı. Hatta Lincoln Botth tarafından vurulduğu gece bile ağır bir yazı yazmıştı.
Ama bütün bu tartışma ve mücadele Lincoln’u düşüncesinden vaz geçirmedi. Çünkü bu hareketler hiç kimsenin düşüncesini deÄŸiÅŸtiremez.
İnsanları idare etmek kendi kendinizi yönetebilmek ve kiÅŸiliÄŸinizi geliÅŸtirmek isterseniz Amerika edebiyatının klasiklerinden Benjamin Franklin’in otobiyografisini okuyunuz.
Franklin’in bu eserinde baÅŸkalarıyla tartışma huyundan nasıl kurtulduÄŸunu ve Amerika tarihinin en kudretli diplomatı olmak için kendini nasıl yetiÅŸtirdiÄŸini anlatır.
Franklin gençliğinde arkadaşlarından birisi onu bir kenara çekerek demişti ki:
- Franklin! Senin yürüdüğün yolda yürümeye imkan yok. Senin düşündüğün gibi düşünmeyenlerin üzerine hemen atılıyorsun. Bu yüzden arkadaşların aralarında bulunmanı istemiyorlar.
Herkes senden çekiniyor. Ne yazık bu yüzden, kimseyle konuÅŸamayacak ve bilgini artırma imkanı bulamayacaksın!”
Franklin yaptıklarının kendisini toplumdan uzaklaştıracak kadar olduğunu bilen zeki birisiydi. Franklin hemen kendisini değiştirme yoluna gitti. Franklin diyor ki:
“BaÅŸkalarının bana uymayan düşüncelerine tahammül etmeye ve onların düşüncelerini ileri sürmelerine kendimi alıştırdım. Hatta “Şüphe yok ki” “Muhakkak ki” gibi kelimeleri kullanmamaya baÅŸladım. Onların yerine “zannederim” “aklımda kaldığı kadarıyla” “tahmin ettiÄŸime göre” ‘gibi kelimeleri kullanmaya baÅŸladım. BaÅŸkası düşüncesini ileri sürdüğünde ve ben bu düşünceyi yanlış gördüğüm zaman tartışmaya girmemeye çalıştım. Bu hareketten faydalanıyorum. Bu sayede herkesle rahat rahat konuÅŸabilmeye baÅŸladığımı gördüm. Bu sayede sözlerime kimse itiraz etmeden kabul ediyor. Bu sayede baÅŸkalarının yanlışlarını düzeltme imkanını buluyorum.
“En sonunda bu yeni harekete tamamıyla alıştım ve bu yüzden düşüncelerim, toplum arasında büyük bir önem kazandı. Yeni ÅŸirketler kuruyor ve eski ÅŸirketlerimi de yeniliyordum. Önceleri kelime bulmakta tereddüde düşüyordum. Ama tanınmış birisi olduÄŸumdan düşüncelerim kabul görüyordu.
Franklin’in bu hareketi iÅŸ hayatında nasıl bir etki yapabilir? Bunu bir iki örnekle açıklayalım:
Nevvyork’lu Mahoney, petrol sanayiinde kullanılan araçlar satıyordu. Kendisi Logn İsland’da bir müşterisinden önemli bir sipariÅŸi almış ve sipariÅŸi fabrikaya ısmarlamıştı. Bu sırada olay gerçekleÅŸti. Dostlarıyla görüşmüş, bunlar ona yanlış yaptığından bahsetmiÅŸler,
kendisine bunu yutturmak istediklerini söylemiÅŸler ve kendisini buna inandırmışlardı. Zavallı adam, adeta bir sinir küpü haline gelmiÅŸti. Bir gün Mahoney’e telefon ederek sipariÅŸi iptal ettirdiÄŸini söylemiÅŸti.
Olayı diğer Mahoney anlatıyor:
“Olayı anlattım. Biz haklıydık, müşterimiz arkadaÅŸlarının dolduruÅŸuna gelmiÅŸti. Logn İsland’a gittim. Dairesine girer girmez, yerinden kalkarak konuÅŸmaya baÅŸladı. Yanlış yaptığını söylemek, tehlikeli bir hareket olacaktı. Müşterim çok sinirliydi, yumruklarını sıkıyor, masaya vuruyor, bir daha benimle çalışmayacağını söylüyordu. Onu dinledim ve sözünü bitirmesini bekledim. O da sonunda: “Bu durum karşısında ne yapmalıyız?” dedi. Tam bir sükunet içinde ne isterse yapacağımı söyledim:
- Siz ne istiyorsanız onu yapmak benim görevimdir. Eğer bizim işimizden memnun olmazsanız, iki bin dolar zararı göze alıyoruz. Sizi memnun etmek için bu zarara katlanmaya razıyız. Ama bizim düşündüğümüz gibi düşünüyorsanız. Ve öyle hareket etmek istiyorsanız. Buna da hazırız.
Müşterinin siniri geçmişti:
- O halde işe devam ediniz! Ve bitiriniz dedi. Eşyayı tamamlayıp kendisine verdiğimizde gerçeği anlattı. Ve bize yeni siparişler verdi.
Bu müşteri bana sinirlenip üzerime yürüdüğü zaman ve bana işten hiç anlamadığımı söylediği zaman sinirlerime hakim oldum. Eğer kendisine yanıldığını söylemiş olsaydım, tartışmayı başlatacaktım, sonuçta kaybeden taraf ben olacaktım.
Bundan 20 yüzyıl önce gelen Hz. İsa: “Seninle aynı düşüncede olmayan kiÅŸiyle hemen uzlaÅŸ” demiÅŸti.Yani müşterinizle, kocanızla atışmayınız. Kendisine yanlış düşündüğünü söyleyip sinirlendirmeyiniz. Fakat biraz siyaset yapın.
Milattan 220 sene önce Eski Mısır Firavunlarından Akhtoi bugün de geçerli olan bir nasihati oÄŸluna vermiÅŸti ve 4000 sene önce bir akÅŸam oÄŸluna “Politik davran. BaÅŸarılı olursun” demiÅŸti.
Eğer insanların sizin gibi düşünmesini istiyorsanız. İkinci kural şudur:
Başkalarının düşüncelerine saygı gösteriniz ve kimseye yanlış düşündüğünü söylemeyiniz.
Dale Carnegie










