| Üçüncü Bölüm |
| · İnsanların Sizin Gibi Düşünmesini Sağlamanın Oniki Yolu |
Â
1. Hiçbir Tartışma Kazanılmaz
Savaşın bitmesinden kısa ( \/S bir süre sonra, Londra’da unutamayacağım bir ders aldım. Bu sırada Sir Ross Smith ile birlikte çalışıyordum. Sir Ross, Avusturalyalıydı ve savaÅŸ sırasında birçok kahramanlık göstermiÅŸti. SavaÅŸ bittikten sonra otuz gün içinde dünyanın yarısını dolaÅŸarak herkesi hayrete düşürmüştü. O zamana kadar kimse böyle bir baÅŸarı kazanmamıştı. Avusturya hükümeti O’na ödül olarak ellibin dolar, İngiltere hükümeti de kendisine şövalye unvanı verdi. Onun ÅŸerefine verilen bir ziyafete katılmıştım. Yemek sırasında davetlilerden birisi bir fıkra anlattı ve sözünü şöyle tamamladı: “Sonumuzu tayin eden ilahi bir güç vardır.” dedi.
Sonra da bu sözleri İncil’den aktardığını söyledi. Ama yanılıyordu. Bu kiÅŸiyle tartışmaya baÅŸladım. Karşımdaki kiÅŸi hemen savunmaya geçti. Eski dostum Gammond masanın altından ayağıma vurarak ÅŸu cevabı verdi: “Carnegie sen yanılıyorsun. Bayın söylediÄŸi doÄŸru bu söz İncil’de geçmektedir.
Ziyafetten sonra eve dönüyorduk, arkadaşım Gammond’a döndüm ve:
- Sözün İncil’de geçmediÄŸini pekala biliyorsun, neden beni savunmadın.
- Sen haklıydın. Bu söz Sekspir’den alınmış bir sözdür. Hamlet’in beÅŸinci perdesinin ikinci sahnesindedir. Ama bir kere düşün! Ziyafette eÄŸleniyorduk. Bu kiÅŸi bir söz söyledi. Neden onun yanlışını düzeltmeye kalkıyorsun ve yanlışını yüzüne vurup mahcup etmeye çalışıyorsun. Böyle davranırsan o insan seni sever mi? O insan sana ne düşündüğünü sormadı. O halde neden tartışmaya kalkıyorsun?
Bana bunu söyleyen arkadaşım şimdi hayatta değil. Ama bana verdiği dersten her gün yararlanıyorum. Bu derse ihtiyacım vardı. Çünkü tartışmaktan çekinmeyen birisiyim. Gençliğimde kardeşimle her konuda tartışırdım. Çeşitli yerlerde bu konu üzerine dersler vermiştim. Hatta bir ara bu konu üzerine eser yazmayı bile düşünmüştüm. O günden bu tarafa binlerce tartışma dinledim, tartışmalara katıldım. Sonunda şu karara vardım. Tartışmadan, zehirli yılanlardan, kasırgadan ve depremden kaçındığınız gibi sakınınız.
Tartışmaların onda dokuzu iki taraftan birisinin haklı olduğuna daha fazla inanmasıyla sonuçlanmıştır.
Tartışmayı kazanmanın imkanı yoktur. Kazanamazsınız; çünkü tartışmayı kaybettiyseniz kazanamadınız demektir. Kazansanız da kayıptır Neden mi? Diyelim ki karşınızdakinin fikirlerini çürüttünüz. Bu durumda kendinizi üstün hissedeceksiniz. Ve bu sizin hoşunuza gidecek. Ama ya karşınızdaki. Onu küçük düşürdünüz ve gururunu kırdınız. Sizin zaferiniz onun hiç hoşuna gitmeyecektir.
Bir sigorta ÅŸirketi memurlarına devamlı ÅŸu uyarıda bulunmaktadır. “Tartışmayınız.”
Tartışarak insanların fikirlerini değiştiremezsiniz.
Yıllar önce J. O’Haire ismindeki bir İrlandalı kursumuza katılmıştı. Çok az bir okul hayatı olmuÅŸtu. Bir ara ÅŸoförlük yapmış, otomobil yedek parçası satmaya baÅŸlamış ama baÅŸarılı olamadığı için derslere katılmaya karar vermiÅŸti.
Kendisiyle konuÅŸtuktan sonra herkesle tartıştığını anlamıştım. Bir müşterisi onun sattığı mallar hakkında birÅŸey söylerse O’Haire hemen kızar, müşteriyle tartışmaya baÅŸlar ve hiçbir ÅŸey satamazdı.
Aynı kiÅŸi bugün New York’un White Motor Åžirketi’nin en baÅŸarılı satıcıları arasındadır. Bunu nasıl baÅŸardığını anlamak istiyorsanız, O’nu dinleyelim:
“Bir müşteri bana, sizin ÅŸirketinizin malları iyi deÄŸil! der ve rakibimizin mallarını överse, ona haklısın kardeÅŸim! BeÄŸendiÄŸin müessesenin mallan gerçekten iyidir. Bu müessese büyük bir müessesedir. Memurları dürüst insanlardır diyorum, bu sözlerimi dinleyen müşteri susuyor ve benimle tartışmaya imkan bulamıyor. Åžayet müşteri, rakip ÅŸirketin mallarından daha iyi mal bulamayacağını söylerse, ben de ona katıldığımı ve sonra ilk fırsatta kendi mallarımın özelliklerini anlatıyorum. Eskiden böyle deÄŸildim. Hemen tartışmaya baÅŸlar, sinirlenir ve kavga ederdim. Bu yüzden hep baÅŸarısızlığa uÄŸrar, rakiplerimin baÅŸarılı olmasını saÄŸlardım. Bugün ise dilimi tutuyorum ve kazanıyorum.”
Akıllıca bir davranış. Franklin’in dediÄŸi gibi:
- Tartışmaya girip başarılı olursunuz. Ama bu türlü zaferler koftur. Çünkü hiçbir zaman karşınızdaki sizi iyi birisi olarak hatırlamaz.
Kararınızı veriniz, Akademik bir zafer mi, yoksa karşınızdaki insanı kazanmak mı?
Wilson hükümetinde Maliye Bakanı olarak çalışan Wiliam G. McAdoo, siyaset hayatında ÅŸunu öğrendiÄŸini söylüyor: “Cahil bir kimseyi tartışarak maÄŸlup etmenin imkanı yoktur”
McAdoo sadece cahil insanlardan bahsetmekte, gerçekte hiç kimseyi tartışarak yolundan çeviremezsiniz. Uzun tecrübelerim sonucunda bunu anladım.
Frederick S. Parsons, bir maliye müfettişi ile bir saat kadar tartıştı. Tartışmanın sebebi 9000 dolarlık vergi borcuydu. Parson bu parayı borç olarak birisine verdiğini, bundan vergi alınmaması gerektiğini söylüyordu. Müfettiş bunun vergiye tabi olduğunu iddia ediyordu.
Tartışmaya devam ettik. Ben itiraz ettikçe maliye müfettişi kararında direniyordu. Tartışmadan vazgeçip başka türlü konuşmaya karar verdim ve dedim ki:
- Belki, bu mesele sizin ilgilendiğini- büyük meselelerin yanında ne kadar küçük kalır. Çünkü ben de vergi işleriyle az çok meşgul oldum. Ama her şeyi kitaplardan öğrendim. Siz ise tecrübelerinizden yararlanıyorsunuz ve bu sayede kim bilir neler öğreniyorsunuz! Doğrusunu isterseniz size özeniyorum. Keşke benim de sizin gibi bir mesleğim olsaydı.
Müfettiş bana mesleğini anlatmaya başladı. Vergi kaçıranları nasıl ortaya çıkardığını, sahtekarlık yapanları nasıl takip ettiğini anlattı. Ama sesi gittikçe daha dostça bir şekilde çıkıyordu. Ayrılırken hesaplan tekrar gözden geçireceğini ve birkaç gün içinde sonucu bana bildireceğini söyledi.
Birkaç gün sonra maliye müfettişi ile görüştüm. Kararı lehime vermişti.
Bu maliye müfettiÅŸi de, herkes gibi, kendisini tanıtmak ve önemini hissettirmek istiyordu. Tartışma, O’nun otoritesini göstermeye ÅŸevketti. Ama memur kıymetinin anlaşıldığını görünce durumunu deÄŸiÅŸtirdi.
Nepoleon’un baÅŸ uÅŸağı olan Constant, Josephine ile sık sık bilardo oynardı. Bu adam “Nepoleon’un Özel Hayatı” isimli eserin birinci cildinin 73 üncü sayfasında şöyle der: “Bu oyunu iyi bilmeme raÄŸmen O’na yenilirdim. Ve bu O’na çok büyük zevk verirdi.”
Bu dersi unutmamalıyız. Yeni müşterilerimizin, hanımımızın veya arkadaşlarımızın bize galip gelmelerine izin verelim.
Buda der ki: “Nefret nefretle deÄŸil sevgiyle son bulmalıdır. ”
O halde Birinci Kural Åžudur:
Tartışmadan kurtulmanın en kolay yolu tartışmadan çekilmektir.
Dale Carnegie










